Yabancı internet siteleri yoluyla işlenen suçlarla mücadelede Türkiye’nin son dönemde art arda ‘kapatma’ kararları almasının sebebi ‘Siber Suçlar Sözleşmesi’ne halen imza atılmamış olması.

Şükrü Andaç-DijitalDükkan

Türkiye internet ve bilgisayar yoluyla işlenen siber suçlara karşı mücadelede polis, adliye tarafında kendi kaynaklarını kullanmasına karşılık, yaşanan olayın uluslararası ayağı olduğunda konu adeta tıkanma noktasına geliyor. ‘ABD merkezli YouTube’ örneğinde olduğu gibi mahkemeler bir suç tespit ettiklerinde ilgili içeriğin kaynağından (yabancı site) kaldırılması, suçu işleyenin bulunması için uluslararası adım atmak yerine çareyi internet sitesini kapatmakta buluyor.
İçerik kaldırılmadığında yurtdışından izlenen bu videolara, Türkiye’den de bilgisayarın ayarlarında yapılan basit değişikliklerle ulaşılabiliyor. Bu da beraberinde tartışmaları getiriyor.

Global çağrı merkezi kuruluyor
Türkiye’nin siber suçlar konusunda uluslararası platformda önünün tıkanmasının en önemli sebebi ise Avrupa Konseyi’ne üye ülkelerinin (Türkiye de bunun içinde) taraf olduğu ‘Siber Suçlar Sözleşmesine’ 2001’den bu yana imza atılmamış olması.
Klasik suçlarda bir davanın uluslararası bağlantısı olduğunda Dışişleri Bakanlığı aracılığıyla bilgilerin talep edildiğini, arkasından 6 ay-1 yıl sonra bu bilgilerin geldiğini hatırlatan Türkiye Bilişim Derneği (TBD) Hukuk Çalışma Grubu Başkanı Avukat Mehmet Ali Köksal, siber suçlarda 1-2 günde delillerin karartılabileceğini bu yüzden de klasik yöntemlerle mücadele imkânı olmadığını söylüyor.
Suçluların hızına ulaşmak için bu sözleşmenin imzalanması gerektiğini belirten Köksal, yapılacak olan uluslararası işbirliğiyle 7/24 çağrı merkezi kurulacağını böylece Türkiye’de alınan mahkeme kararlarının hızlı bir şekilde uluslararası platformda işlerlik kazanabileceğini anlatıyor.
Bu sözleşmeye imza atan ülkelerin ilk adımda çağrı merkezleri aracılığıyla siber suçlarla birlikte mücadele ettiğini belirten Köksal, Türkiye’de Adalet Bakanlığı bünyesinde bu amaçla bir çağrı merkezi kurulabileceğini, Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı’nın da (TİB) buna talip olabileceğini hatırlatıyor. Uzmanlar bu sözleşmenin yanı sıra Türkiye’nin ‘kişisel bilgilerin güvenliği’ konusunda da mevzuat değişikliğine gitmesi gerektiğinin altını çiziyor.

Sorgusuz ‘takipsizlik’
Bugüne kadar bilişim suçlarıyla ilgili birçok davayla karşılaştıklarının altını çizen Köksal, davanın uluslararası boyutu olduğunda artık mahkemelerin “bu bilgiler yurtdışından verilmemektedir” yazısıyla takipsizlik kararı uygulamaya başladığı bilgisini veriyor. Köksal, bugüne kadarki örneklerde çeviri ve masrafların boşa çıktığını bu yüzden de mahkemelerin direkt olarak takipsizlik kararı verdiğini hatırlattı. Köksal, bu tip olaylarda yurtdışından ‘karşılıklı protokol olmaması’ ya da ‘kişisel bilgi güvenliği’ sebebiyle boş yanıtlar geldiğini belirtiyor.

Siber suç sözleşmesine imza atmayanlar

23 Ocak 2001 tarihinde Avrupa Konseyi üyesi ABD, İngiltere, Almanya ve Japonya gibi ülkelerin liderliğinde hazırlanan Siber Suçlar Sözleşmesi’ne imza atmayanlar listesinde şu ülkeler var:
– Türkiye
– Azerbaycan
– Linkeştayn
– San Marino
– Rusya
– Gürcistan
– Monako
– Dominik Cumh.
– Kosta Rika
– Meksika
– Filipinler

milliyet.com: 14.02.2010