Türk Parasının Kıymetini Korunması amacıyla, 13 Eylül 2018 tarihinde Resmi Gazete’de,  Cumhurbaşkanlığı tarafından düzenlenen 85 nolu Cumhurbaşkanı Kararı(“Karar”) yayımlanmış ve Türkiye’de yerleşik kişilerin kendi aralarında imzalayacakları bir takım sözleşmelerde döviz cinsi üzerinden veya dövize endeksli olarak bedel belirlemesi yapılması yasaklanmıştır.

Söz konusu Karar ile, 13.09.2018 tarihinden itibaren, ülkemizde yerleşik kişiler arasında yapılacak olan ilgili maddede sayılan türlerdeki sözleşmelerde, Hazine ve Maliye Bakanlığı’nca belirlenen haller istisna olmak kaydıyla, döviz cinsinden sözleşme bedeli belirlenemeyecektir. Öte yandan, bahsi geçen tip sözleşmelerde daha önceden döviz cinsinden bir ödeme yükümlülüğü öngörülmüş ise tarafların 13.09.2018 tarihi itibariyle 30 gün içerisinde bu yükümlülüğü yerine getirerek, söz konusu sözleşme bedellerini Türk Lirası cinsine çevirmeleri gerekmektedir.

Söz konusu Karar; Menkul ve gayrimenkul alım satım sözleşmeleri, Taşıt ve finansal kiralama dahil her türlü menkul ve gayrimenkul kiralama sözleşmeleri, Leasing sözleşmeleri, İş sözleşmeleri, Hizmet sözleşmeleri ve Eser sözleşmelerinikapsamakta olup; söz konusu Karar’ın uygulanacağı sözleşmelerin taraflarına ilişkin getirilen tek kriter her iki tarafın yerleşim yerinin Türkiye olmasıdır. Bu durumda; Karar, Türkiye’de yerleşik bir kişinin yurt dışındaki kişiler ile yapacağı sözleşmeler için uygulanmayacaktır.

Tarafların yerleşim yeri Türk Medeni Kanun uyarınca, Gerçek kişiler için bir kimsenin sürekli kalma niyetiyle oturduğu yer olup, Tüzel kişiler için kuruluş belgesinde başka bir hüküm bulunmadıkça işlerinin yönetildiği yerdir.

Bedele ilişkin olarak öncelike belirtmek gerekir ki, Karar’da belirli bir para birimi belirtilmemiş olup; döviz cinsinden veya dövize endeksli olarak düzenleme yapma yasağı getirilmiştir. Karar kapsamında döviz cinsinden yahut döviz endeksli olarak kararlaştırılması yasaklanan bedel kapsamına gerek hizmet bedeli, kiralama bedeli, iş bedeli gibi sözleşmenin asli bedeli; gerekse cezai şart, teminat, depozito bedeli gibisözleşmeden kaynaklanan diğer ödeme yükümlülüklerigirecektir.

Söz konusu Karar’ın yürürlük tarihinden önce ve sonraki tüm tarihlerde imzalanan/imzalanacak olan, yukarıda sayılan koşulları sağlayan bütün sözleşmeler, tarih bakımından ilgili Karar kapsamındadır.

Bu durumda; Karar’ın yürürlüğe girmesinden önce akdedilmiş ve Karar kapsamına giren sözleşmelerin bedellerinin; Karar’ın yürürlüğe girmesinden itibaren 30 gün içinde, taraflarca Türk Lirası olarak yeniden belirlenmesi, Karar’ın yürürlüğe girmesinden sonra akdedilecek ve Karar kapsamına giren sözleşmelerin bedellerinin; Karar’da düzenlenen yasağa uygun olarak Türk Lirası olarak belirlenmesi gerekmektedir.

Öte yandan; Karar tarihinden önce, sayılan türlerdeki sözleşmelerden doğan ve muaccel olan( doğmuş olan) döviz cinsi borçlara yönelik olarak; Önceden doğmuş (muaccel) döviz cinsi borç dava veya takip konusu olmuş ise; Türk lirasına dönüştürme talep edilemeyeceği Önceden doğmuş (muaccel) döviz cinsi borç dava veya takip konusu olmamış ise;  ilgili karar uyarınca borcun, Türk Lirası’na çevirilmesinin mümkün olacağı görüşü baskın görüştür.

Karar’dan önce akdedilmiş sözleşmelerdeki bedeller yeniden belirlenirken hangi kriterlerin esas alınacağı, hangi kur esas alınarak döviz cinsindeki bedelin Türk Lirasına çevrileceği belirlenmemiş olup, taraflar yeniden müzakere ederek serbest iradeleri ile Türk Lirası cinsinde güncel bir bedel belirleyeceklerdir.

Taraflarca müzakere sonucunda yeniden belirlenememesi durumunda sözleşmelerin akıbetinin ne olacağı da Karar’da belirtilmemiştir. Ancak ilgili Karar’ın, Türk Borçlar Kanunu 138. madde kapsamında düzenlenen, ‘’sözleşme imzalanırken öngörülmeyen olağanüstü bir durumun meydana gelmesi halinde; Tarafların, sözleşmenin yeni duruma uyarlanması davası açma” hakkının kullanılması için dayanak olacağı ve olağanüstü durumu belgeler nitelikte kullanılabileceği düşünülmektedir.

Karar kapsamında düzenlenen yükümlülüğe aykırı hareket edenler hakkında 1567 sayılı Türk Parasının Kıymetini Koruma Hakkında Kanun m. 3 uyarınca 3.000 Türk Lirasından 25.000 Türk Lirasına kadar idari para cezası uygulanabilecektir.

Yukarıda belirtildiği üzere, Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın tüm bu kurallar ve şartlar ile ilgili düzenleme yapma ve istisnalar getirme yetkisi mevcut olup; Bakanlık 17.09.2018 tarihinde resmi internet sitesi üzerinden yaptığı basın duyurusunda ‘’Bakanlığımızca istisna tutulacak hallerin kapsamı belirlenirken, döviz cinsinden girdi maliyetler veya yükümlülükler değerlendirmeye alınacak hususların başında gelmektedir. Örneğin, 32 sayılı Karar’ın döviz kredilerinin kullanımını düzenleyen 17 ve 17/A maddeleri uyarınca herhangi bir kısıtlamaya tabi tutulmaksızın döviz kredisi kullanabilen ve dolayısıyla döviz cinsinden yükümlülük altına giren Türkiye’de yerleşik kişilerin yaptığı sözleşmeler, bu kapsamda dikkate alınacaktır.’’ diyerek döviz cinsinden maliyeti ve yükümlülükleri olan ürün ve hizmetlere ilişkin düzenlenen sözleşmelerin istisna tutulabileceğini belirtmiş ancak henüz bu konuda resmi bir düzenleme yayımlamamıştır.