COVID-19 Salgınının Sözleşmelere, İhalelere ve Vergi Mükellefiyetine ve İstihdam İlişkisine Etkisi

2020-03-24

  COVID-19 Salgınının Sözleşmelere, İhalelere, Vergi Mükellefiyetine ve İstihdam İlişkilerine Etkisi   Bilindiği üzere, Dünya Sağlık Örgütü (“DSÖ”) tarafından küresel nitelikte salgın (“pandemi”) olarak nitelendirilen Corona (“COVID-19”) virüsü dünyada özellikle Avrupa ve Çin, İran ve Güney Kore gibi ülkelerde ciddi yayılım gösterdikten sonra bir süredir ülkemizde de görülmektedir.    Virüs ile mücadele kapsamında genel itibariyle insanların toplu olarak bir araya gelmelerini önleme ve mevcut hastaları izole etme önlemleri alınmaktadır. Bu amaçla, Türkiye’de okullar tatil edilmiş, bar ve gece kulüplerinin faaliyetleri durdurulmuş bir yandan da, birçok şirket evden çalışma metodunda faaliyet göstermeye başlamıştır.    Alınan önlemler kapsamında kafe, bar, sinema, tiyatro, müzikli lokanta, spor salonları vb. yerlerin belirsiz süreli kapatılması yine bazı ülkelere uçuşların askıya alınması, ticari olarak bu alanlarda faaliyet gösteren kişilere ekonomik zorluklar çıkaracaktır.    Bu yazıda Covid-19 salgını kapsamında, ülke çapında ve global çapta alınan önlemlerin sözleşmelere (1), vergi yükümlülüğüne (2) ve ihalelere (3) etkisi incelenecek olup, virüs karşısında işverenlerin sorumluluğu, virüsün iş ilişkisine olası etkileri ve işverenler tarafından alınabilecek önlemler iş hukuku bağlamında (4) tartışılacaktır.     Salgının Etkisinin Sözleşmeler Bakımından Değerlendirilmesi     Söz konusu salgın DSÖ tarafından “pandemi” olarak nitelendirilmiş; hastalık şüphesi bulunan ve bulunmayan herkese “self-izolasyon” önerilmiştir. Self-izolasyon, kendini izole etme, bazı ülkelerde ise dışarı çıkma yasağı veya çeşitli sektörlerdeki işyerlerinin kapalı tutulması zorunluluğu şeklinde kamu yaptırımları ile desteklenmektedir. Söz konusu önlemler ve yaptırımlar, çeşitli sektörlerde yürürlükte olan sözleşmelerden doğan borçların yerine getirilmesini güçleştirmekte veya tamamen imkansız kılmaktadır. Hukuken, bir borçlunun edimlerini yerine getirememe halleri çeşitli düzenlemelerde öngörülmüştür:     İfa İmkansızlığı     Türk Borçlar Kanunu’nun (“TBK”) 136. maddesi uyarınca; “Borcun ifası borçlunun sorumlu tutulamayacağı sebeplerle imkânsızlaşırsa, borç sona erer.”    Yine aynı madde uyarınca; imkansızlık sebebiyle borçtan kurtulan borçlu, karşı taraftan almış olduğu edimi sebepsiz zenginleşme hükümleri uyarınca geri vermekle yükümlü olup, henüz kendisine ifa edilmemiş olan edimi isteme hakkını kaybeder.    Bu durumda, TBK’nın 136. maddesinde düzenlenen ‘ifa imkansızlığı’ kapsamında, Covid-19 Virüs salgını öncesinde akdedilmiş bir sözleşmeden doğan herhangi bir yükümlülüğünün yerine getirilememesi söz konusu ise, mücbir sebepten söz edilmesi mümkün olabilecektir. Ancak mücbir sebep iddiasına dayanabilmek için tek başına salgının varlığı yeterli olmayıp, sözleşmenin ifasının, doğrudan salgına bağlı olarak getirilen herhangi bir uygulama nedeniyle imkansız hale geliyor olması da gerekmektedir.   Covid-19 salgını ile bağlantılı olarak mücbir sebep iddiasında bulunulup bulunulamayacağı, her bir sözleşmenin kendi koşullarına ve özellikle de sözleşmede özel bir mücbir sebep hükmü bulunup bulunmadığına göre değerlendirilmelidir.    Kişiler; sözleşmelerinde bir mücbir sebep maddesi yer alsa dahi söz konusu maddeye dayanabilmek veya dolaylı yoldan TBK ifa imkansızlığı hükümlerine ve Yargıtay’ın bu konudaki içtihatlarına başvurabilmek için; kontrolünün ötesinde bir mücbir sebep durumunun meydana geldiğini ve bu durumun sözleşmenin ifasını engellediğini, imkansızlaştırdığını veya geciktirdiğini ve en önemlisi mücbir sebep konusu olayı veya sonuçlarını önlemek veya azaltmak için tüm makul adımları attığını ispat etmelidir.   Bu duruma verilebilecek en iyi örnek, ülkemizde 12 Mart 2020 tarihinde gerçekleştirilen “Yeni Tip Coronavirüs Salgınına Karşı Alınacak Tedbirlere İlişkin Toplantı” sonucunda, spor müsabakalarının Nisan ayı sonuna kadar seyircisiz oynanması kararı doğrultusunda, söz konusu müsabakalara ilişkin bilet satan şirketlerin, ifasının sorumlu tutulamayacağı sebeplerle imkansızlaşması sonucu, seyircilere söz konusu maçı seyrettirme yükümlülüğünün ortadan kalkması fakat sebepsiz zenginleşme olmaması için bilet ücretlerini ilgililerine iade etmek zorunda olmasıdır. Fakat, […]

Read more

Akıllı Sayaçlar ve Özel Hayatın Gizliliği

2019-09-19

Evde kullanılan geleneksel sayaçların hızla akıllı sayaçlara dönüşmesi; bu sayaçların kişilerin özel hayatına müdahale tartışmasını da beraberinde getirdi. Öyle ki, geleneksel enerji sayaçları ayda bir kez genel tüketimi hesaplarken; akıllı sayaçlar her 5, 15 ve 30 dakikada bir ne zaman, ne için enerji tüketimi olduğunu hesaplayabiliyor ve bu verileri enerji sağlayıcısına iletebiliyor. Bunun sonucunda kişilerin evde olma, uyuma, duş alma, yemek yeme düzenleri gibi ev içerisindeki birçok aktivitelerine ilişkin veri toplanabiliyor. Bu toplanan veriler de ev halkının yaşam biçimi, işi, sağlığı, cinsel hayatı vb. konularla ilgili birçok çıkarımda bulunulmasına olanak sağlıyor. Peki akıllı sayaçlarla toplanan veriler ne boyutta? Özel hayatın gizliliğini ihlal ediyor mu? Kendi evimizde risk altında mıyız? Veriler ne tür amaçlar için kullanılabilir veya bu verilerden ne tür sonuçlar elde edilebilir? Mahremiyetin “kalesi” evlerimize giren bu yeni teknoloji ürününü inceleyerek olası tehlikelere karşı bu soruları irdelemek hayati önem taşımaktadır. Daha detaylı bir değerlendirme için; Smart Meters

Read more

İki Bankadan Veri İhlal Bildirimi Yapıldı

2019-08-01

İlk olarak; Açıklamaya göre Türkiye Ekonomi Bankası’nın iki şubesinde, KKB sorgulama ekranına yetkileri bulunan çalışanlarının, yetkilerini Bankanın erişim ve bilgi güvenliği politikalarına aykırı şekilde amacı dışında kullandığı, şahsi telefonları üzerinden elektronik haberleşme programları kullanarak Banka dışına aktarmış olabileceği ve ihlalden tahmini olarak Banka müşterisi olan 17.582 kişinin ve Banka müşterisi olmayan 7.706 kişinin etkilenebileceği belirtilmiştir. https://www.kvkk.gov.tr/Icerik/5492/Kamuoyu-Duyurusu-Veri-Ihlali-Bildirimi-Turk-Ekonomi-Bankasi-A-S İkinci olarak; Kişisel Verileri Koruma Kurulu’nun 31.07.2019 tarih ve 2019/230 sayılı Kararı ile Denizbank A.Ş. bünyesinde gerçekleşen veri ihlali bildirimi Kişisel Verileri Koruma Kurumu’nun internet sayfasında ilan edildi. Bildirime konu somut olayda, Banka çalışanı tarafından, bireysel nitelikli kredi bilgilerini içeren sorgu ekranlarından, işin gereğinden fazla adette sorgulama yapıldığının tespit edildiği ve gerekli incelemelerin başlatıldığı, görevi gereği sorgulama ekranına erişim yetkisi bulunan söz konusu çalışanın, bu yetkiyi; Bankanın erişim ve bilgi güvenliği politikalarına aykırı şekilde amacı dışında kullandığı, ihlalden Banka müşterisi olan 3.038 kişinin ve Banka müşterisi olmayan 2.851 kişinin etkilendiği bilgilerine yer verilmiştir. https://www.kvkk.gov.tr/Icerik/5516/Kamuoyu-Duyurusu-Veri-Ihlali-Bildirimi-DenizBank-A-S-

Read more