• Ekim 5, 2018

    “Siber Kriz Yönetiminde Etkin Maliyet Yaklaşımı” Paneli

    Sigorta brokerliği ve risk yönetimi şirketi Marsh, siber risk ve olası riskleri ‘Siber Kriz Yönetiminde Etkin Maliyet Yaklaşımı’ konulu panel ile masaya yatırdı. Etkinliğin açılışında konuşan Marsh & McLennan Yönetim Kurulu Başkanı Tayfun Bayazıt, siber riskin son yıllarda global riskler sıralamasına üstten çok hızlı giriş yaptığını belirterek, “Yasalar da siber risklere ve dolayısıyla siber güvenliğe önem vermemiz konusunda bizi uyarıyor ve bize yol gösteriyor. Siber güvenlik ihlallerinin etkileri maddi kayıplar ile sınırlı kalmayıp itibar kayıplarına kadar uzanabilmektedir. Bu nedenle siber güvenlik riskleri sadece teknik birimlerin değil, yönetim kurullarının gündem maddesi haline geldi” dedi. Etkinlikte KKB Kurumsal Risk Yönetim Müdürü Can Ünver, Türkiye Ekonomi Bankası CISO’su Gülden Yüncüoğlu, Marsh Finansal ve Profesyonel Sigortalar Yönetici Direktörü İpek Ünal, Köksal Partners Avukatlık Bürosu Avukatlarından Mehmet Ali Köksal, Microsoft CTO’su Onur Koç ve Chubb Finansal Sigortalar Ortadoğu ve Türkiye Direktörü Sare Bayat da Marsh Risk Consulting Türkiye Orta Doğu ve Kuzey Afrika Bölge Direktörü Hande Bilgesu moderatörlüğünde siber risk ve çözümleri konusunda bilgilerini paylaştı. Haberin kaynağı için: http://www.iha.com.tr/haber-siber-risk-yonetim-kurullarina-girdi-744548/ 

    Daha fazla
  • Ağustos 9, 2018

    Nörobilim, Hukuk ve Ötesi Uluslararası Kongresi MEF Üniversitesi’nin Ev Sahipliğinde Gerçekleştirildi

    MEF Üniversitesi’nin düzenlemiş olduğu “Hukuk, Nörobilim ve Ötesi” başlıklı Kongre’de hukuk, nörobilim ve psikoloji disiplinleri arasındaki ilişki değişik açılardan ele alındı. Kongre’de beş ayrı panel halinde hem hukuk ve nörobilim ilişkisinin teknik boyutu içinde kalan konular, hem de hukuk, nörobilim ve psikoloji disiplinleri arasındaki ilişkiyi kuramsal yönden inceleyen çalışmalar katılımcılar tarafından sunuldu. Büromuzun ortaklarından Çağlar Ersoy da “Algoritmanın Kanunları ve Hukukun Geleceği” başlıklı sunumuyla Kongre’nin konuşmacıları arasında yer aldı. Sunumu buradan izleyebilirsiniz Kongre’de sunulan diğer çalışmalara MEF Üniversitesi’nin YouTube kanalından ulaşmanız mümkün!

    Daha fazla
  • Temmuz 19, 2018

    Tatile çıkacaklar kopya otel furyasına dikkat! Yok böyle dolandırıcılık…

    Turizm sektörü, tam da yüzlerin yeniden gülmeye başladığı bir dönemde büyük bir dolandırıcılıkla karşı karşıya kaldı. Yüksek fiyatla oda satan, marka bilinirliği yüksek Antalya ve Bodrum’daki bazı lüks otellerin internet sitelerini hedef alarak birebir kopyalayan dolandırıcılar, tatil satın alanları mağdur etmeye başladı. ‘Oltalama’ olarak adlandırılan bu dolandırıcılıkla ilgili harekete geçenler savcılıklara suç duyurusunda bulunmaya başladı. TURİZM sektörü kötü geçen 2016 yılının ardından toparlanma sürecine girdi. 2017 ve 2018’de turist sayıları artarken, gelirler yavaş yavaş yükselmeye, yüzler de gülmeye başladı. İşlerin tam rayına oturduğunu düşünen turizm sektörü temsilcileri son aylarda bu kez farklı bir sorunla karşı karşıya kaldı. Kim olduğu belirsiz, yurtdışı merkezli olduğu iddia edilen bazı dolandırıcılar, yüksek fiyatla oda satan, marka bilinirliği yüksek Antalya ve Bodrum’daki bazı otellerin, internet sitelerini birebir kopyaladı. Bu kişiler otellerin resmi internet sitesinin uzantılarına benzer adresler alarak, tatil satın alanları dolandırmaya, bir çok mağdur yaratmaya başladı. OLTALAMA YÖNTEMİ BİLİŞİM hukuku konusunda uzman olan Avukat Mehmet Ali Köksal, dolandırıcılık yönteminin ‘fishing’ (oltalama) olarak adlandırıldığını söyledi. ‘Fishing’in çok yaygın bir dolandırıcılık yöntemi olduğunu belirten Köksal, “Geçmişte bu yöntemle bir çok bankanın adı kullanılarak dolandırıcılık yapıldığına şahit olduk. Örneğin xbanka.com diye bir adresi var ancak dolandırıcılar xbamka.com olarak bir adres açıp insanları dolandırıyor. Oteller için de bu yöntemi kullanıyorlar. Burada tüketicinin dikkat etmesi gerekiyor. İnternet adresini çok iyi kontrol edecek. Güvenilir site mi ona bakacak. Sitenin aynısı yapıldığı için tüketicide farkındalığın artması gerekiyor. Birkaç yerden birden kontrol mekanizması oluşturulmalı” dedi. Eğer tüketici böyle bir durumla karşılaşırsa ne yapması gerektiğini sorduğumuz Köksal, sorumuzu şöyle cevapladı: “Eğer parayı site üzerinden gönderirken 3D şifre kullanmışsa para hemen karşı tarafın hesabına geçer. Eğer bu kullanılmadan işlem yapıldıysa bankaya hemen bildirilmeli ve transfer iptal edilmeli. Genelde birkaç ay sonrası için otel satın almaları yapıldığından tüketici dolandırıldığını otele gidince de fark edebilir. Bu durumda tüketici suç duyurusunda bulunmalı. Belki parasını kurtaramayabilir ancak başkalarının zarar görmesini engelleyebilir.” Kaynak: Hürriyet – Burak Coşan

    Daha fazla
  • Nisan 18, 2018

    ‘İTaksi’ uygulamasına tepki

    İstanbul’da Ağustos ayında başlayacak olan ‘İTaksi’ uygulaması ile taksiler ses ve görüntü kaydı alacak. Hukukçular, “Özel hayatın gizliliğine aykırı” olduğu gerekçesiyle uygulamaya tepkili. İstanbul Barosu konuyu yargıya taşındı. İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin başlattığı İTaksi uygulaması ile taksilerde Ağustos ayından itibaren ses ve görüntü kaydı alınacak. “İTaksi” uygulaması özel hayata ilişkin hukuksal bir tartışmayı da beraberinde getirdi. Avukatlar, Taksilerde ses ve görüntü alınmasının özel hayatın gizliliğini ihlal edeceği görüşünde. Avukat Uğur Poyraz, “Kanunun açıkça belirttiği üzere bir kimsenin rızası bulunmaksızın özel hayatına yapılan müdahale hukuka aykırıdır” dedi. Bugüne kadar 3 bin taksiye takılan İTaksi uygulamasında kameralar dikiz aynasının hemen üstünde bulunuyor. Dikkatli bakıldığında ancak fark edilen kameralar hem taksinin içini hem de dışarısını kaydedebiliyor. Taksilerde ses ile görüntü kaydı alındığına dair herhangi bir uyarı bulunmuyor. Avukat Uğur Poyraz, bunun da sakıncalı olduğunu söyledi. Poyraz, “Bu şekilde yapılacak bir kaydın kişiye önceden bildirilmesi zorunludur. Aksi halde kayıt yapılması hukuka aykırı hale gelecektir” ifadelerini kullandı. Bilişim Uzmanı Avukat Mehmet Ali Köksal da “hukuka aykırılık” hatırlatması yaptı. İstanbul Barosu da konuyu yargıya taşıdı. Baro genelgesinin yürütmesinin durdurulması ve iptali istemiyle Ankara İdare Mahkemesi’nde dava açtı. Bu uygulamanın istismara açık, anayasanın özel hayatın gizliliği ilkesine ve hukuka aykırı olduğu savunuldu. ulusal.com

    Daha fazla
  • Nisan 18, 2018

    Korsanla mücadele korsana emanet

    Masum, iyi yürekli patronu birgün işyerinden koluna girerek götürenler artık ‘siz de korsansınız’ sorusuna muhatap olacak. Çünkü BSA’nın da korsan olduğu ortaya çıktı. MELİH BAYRAM DEDE’nin haberi Türkiye’de korsan yazılımla mücadele eden BSA’nın yasadışı faaliyet gösterdiği ortaya çıktı. Microsoft’un öncülüğünde bir grup yazılım firmasının oluşturduğu BSA, ülkemizde Microsoft Türkiye içerisinde bir birim olarak faaliyet gösteriyor. İçişleri Bakanlığı’na Avukat Mehmet Ali Köksal’ın aracılığıya başvuraran Türker Gülüm, BSA’nın Türkiye’deki faaliyetlerinin Dernekler Kanunu’na aykırı olduğu sonucunu ortaya çıkardı. Bu gelişme üzerine bakanlık BSA’yı Türkiye’de izinsiz faaliyet gösteremeyeceği gerekçesiyle uyardı. İlgili dava dosyası tam metin olarak aşağıdaki adresten indirilebilir: http://tinyurl.com/yh9za9 haber7: 16.10.2006 15:08

    Daha fazla
  • Nisan 18, 2018

    İnternette bonzai tehlikesi

    Kullanıcı yaşının 12’ye düştüğü bonzai, Emniyetin düzenlediği operasyonlara rağmen satın almak isteyenlerin bir tık ötesinde. İnternette, sosyal medya ve siteler üzerinden bonzai temin edilebiliyor. Polis satıcılarına operasyon düzenliyor. Kullanıcı yaşı 12’ye kadar düştü. İnternette neredeyse çerez gibi satılan bonzai hakkında konuşan Bilgi Teknolojileri ve İtetişim Kurumu Başkanı Tayfun Acarer kendilerine bu sitelerin kapanmasıyla ilgili olarak bir başvuru gelmediğini söyledi. Bir zamanlar gece kulüplerinde satılan extacy haplar aileleri korkutuyordu. Şimdi ise Türkiye bonzaiyi konuşuyor. Bonzai son derece tehlikeli bir uyuşturucu madde. Emniyet bu uyuşturucu ile başta İstanbul olmak üzere Adana ve Antalya gibi illerde mücadelesini sürdürüyor. Bir de işin online boyutu var. Facebook ve internet siteleri üzerinden insanlar bonzaiye ulaşabiliyor. İnternette porno yayın yapan sitelerin çoğu mahkeme kararıyla kapalıyken bonzai satan sitelerin açık olması son derece düşündürücü. Konuyla ilgili olarak hurriyet.com.tr’ye konuşan Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu Başkanı Tayfun Acarer kendilerine bu bonzai satan sitelerin kapanması için henüz bir başvuru gelmediğini söyledi. İşte bir Facebook grubunda bonzai diyalogları SERVER SAĞLAYANLAR DA SUÇA ORTAK Bilişim Hukuku Derneği Başkanı Avukat Kürşat Ergün, “ BTK bu siteleri tespit edip erişimini kendisi engelleyebilir. 5651 buna cevaz veriyor” dedi. Ergün ayrıca bilişim yoluyla bonzai satmanın suçu ağırlaştırıcı bir unsur olduğunu da söylerken bu internet sitelerine server sağlayan şirketlerin de suça ortak olduğunu söyledi. Ergün bu sitelerin büyük bir bölümünün serverlarının da yurt dışında olduğunu belirtti. İşte bonzai satan bir internet sitesi BASIN YOLUYLA İŞLENİYOR Bilişim Konusunda uzman avukat Mehmet Ali Köksal ise 5651 sayısı site kapanmasını içeren yasanın 2006 yılında çıktığını ve ilgili kurumların o günden bugüne konuyla ilgili karar almakta yanlış bir tutum içerisinde olduklarını söyledi. Köksal ayrıca bu sitelerin açık tutulmasında Emniyet’in de isteği olabileceğini belirtti ve, “Polis de bu sitelere girip takip yapıyor ve operasyonları yönetiyorlar” dedi. Köksal Türk Ceza Kanunu’na göre basın yoluyla işlenen suçların cezasının daha ağır olduğunu ve internetin de basın kapsamında sayılacağı için bonzai satışının suçunun internette daha ağır olduğunu söyledi. 6 AYDA 37 KİŞİ HASTANELİK OLDU Samsun Valisi Hüseyin Aksoy, kentteki kamu kurum ve kuruluşlarını temsilcileriyle valilikte uyuşturucu madde konusuyla ilgili toplantı yaptı. Vali Aksoy, uyuşturucu madde ile mücadele konusunda kentte yapılan çalışmalarla ilgili sunum gerçekleştirdi. Vali Aksoy, son dönemde Türkiye genelinde sık gündeme gelen bonzai ile ilgili de bilgiler verdi. Samsun’da son 4.5 yılda 3 bin 53 uyuşturucu madde ile ilgili olayda 6 bin 99 kişinin yakalandığını belirten Vali Hüseyin Aksoy, bunlardan 886’sının tutuklandığını söyledi. Uyuşturucu olaylarına karışanların yüzde 10.7’sinin 18 yaş altında, yüzde 95.2’sinin de erkek olduğunu belirten Vali Aksoy, son 2.5 yılda kentte 5 bin 637 gram bonzai ele geçirildiğini dile getirerek, şöyle dedi: “İlimizde bonzai maddesi kullanımı nedeni ile 2013 yılında 4 olayda 4 kişi hastaneye kaldırılmış, 2014 yılının ilk 6 ayında ise 32 olayda 37 kişi hastaneye kaldırılarak tedavi altına alınmıştır. Bu olaylarda bir ölüm vakası gerçekleşmemiştir. Samsun’da bonzai maddesi ile ilk karşılaşma 2012 yılının Aralık ayında olmuştur. Bu tarihten itibaren ilimize giriş yapan bu maddenin yapılan tahkikatlar ve araştırmalar sonucu çoğu İstanbul ilinden temin edilerek kente geldiği değerlendirilmektedir. Türkiye’de ise ilk bonzai vakası 2010 yılında Eskişehir’de görülmüştür.” mynet.com: 09.07.2014 14:43

    Daha fazla
  • Nisan 18, 2018

    Siber Suçlar Kumpanyası

    Yabancı internet siteleri yoluyla işlenen suçlarla mücadelede Türkiye’nin son dönemde art arda ‘kapatma’ kararları almasının sebebi ‘Siber Suçlar Sözleşmesi’ne halen imza atılmamış olması Şükrü Andaç-DijitalDükkan Türkiye internet ve bilgisayar yoluyla işlenen siber suçlara karşı mücadelede polis, adliye tarafında kendi kaynaklarını kullanmasına karşılık, yaşanan olayın uluslararası ayağı olduğunda konu adeta tıkanma noktasına geliyor. ‘ABD merkezli YouTube’ örneğinde olduğu gibi mahkemeler bir suç tespit ettiklerinde ilgili içeriğin kaynağından (yabancı site) kaldırılması, suçu işleyenin bulunması için uluslararası adım atmak yerine çareyi internet sitesini kapatmakta buluyor. İçerik kaldırılmadığında yurtdışından izlenen bu videolara, Türkiye’den de bilgisayarın ayarlarında yapılan basit değişikliklerle ulaşılabiliyor. Bu da beraberinde tartışmaları getiriyor. Global çağrı merkezi kuruluyor Türkiye’nin siber suçlar konusunda uluslararası platformda önünün tıkanmasının en önemli sebebi ise Avrupa Konseyi’ne üye ülkelerinin (Türkiye de bunun içinde) taraf olduğu ‘Siber Suçlar Sözleşmesine’ 2001’den bu yana imza atılmamış olması. Klasik suçlarda bir davanın uluslararası bağlantısı olduğunda Dışişleri Bakanlığı aracılığıyla bilgilerin talep edildiğini, arkasından 6 ay-1 yıl sonra bu bilgilerin geldiğini hatırlatan Türkiye Bilişim Derneği (TBD) Hukuk Çalışma Grubu Başkanı Avukat Mehmet Ali Köksal, siber suçlarda 1-2 günde delillerin karartılabileceğini bu yüzden de klasik yöntemlerle mücadele imkânı olmadığını söylüyor. Suçluların hızına ulaşmak için bu sözleşmenin imzalanması gerektiğini belirten Köksal, yapılacak olan uluslararası işbirliğiyle 7/24 çağrı merkezi kurulacağını böylece Türkiye’de alınan mahkeme kararlarının hızlı bir şekilde uluslararası platformda işlerlik kazanabileceğini anlatıyor. Bu sözleşmeye imza atan ülkelerin ilk adımda çağrı merkezleri aracılığıyla siber suçlarla birlikte mücadele ettiğini belirten Köksal, Türkiye’de Adalet Bakanlığı bünyesinde bu amaçla bir çağrı merkezi kurulabileceğini, Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı’nın da (TİB) buna talip olabileceğini hatırlatıyor. Uzmanlar bu sözleşmenin yanı sıra Türkiye’nin ‘kişisel bilgilerin güvenliği’ konusunda da mevzuat değişikliğine gitmesi gerektiğinin altını çiziyor. Sorgusuz ‘takipsizlik’ Bugüne kadar bilişim suçlarıyla ilgili birçok davayla karşılaştıklarının altını çizen Köksal, davanın uluslararası boyutu olduğunda ARTık mahkemelerin “bu bilgiler yurtdışından verilmemektedir” yazısıyla takipsizlik kararı uygulamaya başladığı bilgisini veriyor. Köksal, bugüne kadarki örneklerde çeviri ve masrafların boşa çıktığını bu yüzden de mahkemelerin direkt olarak takipsizlik kararı verdiğini hatırlattı. Köksal, bu tip olaylarda yurtdışından ‘karşılıklı protokol olmaması’ ya da ‘kişisel bilgi güvenliği’ sebebiyle boş yanıtlar geldiğini belirtiyor. Siber suç sözleşmesine imza atmayanlar 23 Ocak 2001 tarihinde Avrupa Konseyi üyesi ABD, İngiltere, Almanya ve Japonya gibi ülkelerin liderliğinde hazırlanan Siber Suçlar Sözleşmesi’ne imza atmayanlar listesinde şu ülkeler var: – Türkiye – Azerbaycan – Linkeştayn – San Marino – Rusya – Gürcistan – Monako – Dominik Cumh. – Kosta Rika – Meksika – Filipinler milliyet.com: 14.02.2010

    Daha fazla
  • Nisan 18, 2018

    Mobil uygulamalara dikkat

    Sosyal ağ ve sosyal medya sitelerindeki hesaplar için en büyük riskin, yüklenen uygulamalarla oluştuğu bildirildi. Teknoloji Bilgilendirme Platformu üyesi Çığır İlbaş, yaptığı açıklamada, internet güvenliği konusunda öncelikle kullanıcıların bilinçli olması gerektiğini söyledi. Mobil cihazlara yüklenecek uygulamaların iyi irdelenmesi gerektiğini vurgulayan İlbaş, “Sosyal ağ ve sosyal medya sitelerindeki hesaplar için en büyük risk, hesaba yüklenen uygulamalarla oluşuyor” dedi. Özellikle Facebook ve Twitter kullanıcılarının hesaplarına erişim izni isteyen uygulamalara bu izni vermeden önce Google gibi arama motorlarından konuyla ilgili bilgi edinmeleri gerektiğini anlatan İlbaş, şunları kaydetti: “e-Posta adreslerine gelen sahte iletilere karşı da temkinli olmak gerekiyor. Facebook ve Twitter sitelerinin sahte kopyalarının linklerini e-posta mesajlarıyla kullanıcılara gönderen şifre hırsızları var. Ayrıca bilgisayarda ve akıllı telefonlarda lisanslı ve güncel bir antivirüs yazılımı kullanmak da bu tür tehditlere karşı alınabilecek temel önlemler arasında yer alıyor.” TCK’da yasal boşluk var Avukat Mehmet Ali Köksal ise siber korsanlara verilecek ceza konusunda yasal boşluk bulunduğunu öne sürdü. Bir kişinin bilgisayarı, e-postası ya da sosyal medya hesabına o kimsenin izni olmaksızın girilmesinin, Türk Ceza Kanunu’nun (TCK) 243. maddesi uyarınca “Yetkisiz Erişim” suçuna girdiğini belirten Köksal, bu hükme göre; bir bilişim sisteminin bütününe veya bir kısmına, hukuka aykırı olarak giren ve orada kalmaya devam eden kimseye bir yıla kadar hapis veya adli para cezası verildiğini vurguladı. Köksal, bilgisayar korsanının bununla kalmayarak, kasıtlı bir biçimde sistemin içindeki verileri siler, değiştirir, başka yere gönderir ya da yeni veri yerleştirirse TCK 243’ün yanında ayrıca TCK 244/2’den de sorumlu olacağını, bu hükme göre de altı aydan üç yıla kadar hapisle cezalandırılacağını ifade etti. Köksal, şunları kaydetti: “Örneğin, bir şirketin Twitter hesabına giren bilgisayar korsanları, buradaki tweetleri silerse yahut hesabın ayarlarında oynama yaparsa, ayrı ayrı TCK madde 243’ten ve 244/2’den cezalandırılacaklardır. Bu bağlamda, sadecesisteme girme hususunda TCK bakımından yasal bir boşluk yok. Ancak TCK madde 244’ün kapsamı konusunda, hangi fiillerin bu madde bağlamında değerlendirilmesi hususunda bazen tartışma yaşanabiliyor. Örneğin, şirketin Twitter hesabından bir kimseye tweet yollayan failin, fiilinin 244/2 kapsamına girdiği tartışılabiliyor.”  yenicaggazetesi.com  

    Daha fazla
  • Nisan 18, 2018

    3. İzmir Uluslararası Bilişim Hukuku Kurultayı BloombergHT’nin medya sponsorluğunda kapılarını açtı

    BloombergHT’nin medya sponsoru olduğu 3. İzmir Uluslararası Bilişim Hukuku Kurultayı İZFAŞ ve TBD işbirliği ile İzmir uluslararası Fuar Alanı’nda kapılarını açtı. Türkiye Bilişim Derneği Hukuk Çalışma Grubu Başkanı Avukat Mehmet Ali Köksal’ın düzenledği Kurultay, 3 gün sürecek. Paneller, çalıştaylar, seminerler ve bildirilerin düzenlendiği kurultay 28 Haziran tarihine kadar katılımcılarını kabul ediyor. Hakimler, savcılar, avukatlar, noterler, bilişimciler, emniyet mensupları, bilişim ve hukukla ilgili akademisyenler ve eğitimciler ile sektör ilgilileri tarafından rağbet gören kurultay kapsamında, bilişim ve hukukun ortak çalışma alanları, akademik boyutu, uygulama prensipleri, alanında uzman isimler tarafından tartışılıyor ve bilimsel bildiriler sunuluyor. Kurultay esnasında sunulan panel, seminer ve çalıştaylar gelecekteki bilişim ve hukuk dallarının şekillenmesine ışık tutarak uzun vadeli bir kaynak olma niteliği taşıyor. Kurultay, yurtiçi ve yurtdışından alanında uzman katılımcıların iştirakleri ile Uluslararası platformda başta İzmir olmak üzere, Türkiye’nin adını duyurmak amaçlı katkı sağlamayı hedefliyor. Kurultay kapsamında sergi alanında konusunda uzman firmalar kendilerini tanıtma imkanı bulurken, ticari anlamda yeni iş fırsatları da yakalamış oluyorlar. Kurultayın programı ise şöyle: AÇILIŞ AÇILIŞ KONUŞMALARI  Turhan Menteş TBD Başkanı Tayfun Çataltepe Turkcell Genel Müdür Yardımcısı Atilla Öztürk BTK I. Hukuk Müşaviri Dr. Sırrı Aydoğan İzmir Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Ali Alkan Yargıtay Birinci Başkanı ETKİNLİK / KONUŞMACI İSMİ GÖREVİ/UNVANI SUNUM/TEBLİĞ İSMİ I. PANEL ULUSLARARASI SİBER GÜVENLİK 26 Haziran 2013 14.30-16.30 Salon 1-B 1 OB:Prof.Dr. Feridun Yenisey Bahçeşehir Üniversitesi  Oturum Yöneticisi 2 Doç. Dr. Ahmet Koltuksuz Yaşar Üniversitesi, Bilgisayar Mühendisliği Bölümü Bölüm Başkanı  Siber Güvenlik Stratejileri 3 Celalettin Ekinci Yargıtay 8. CD, Tetkik Hakimi  Siber Suçlar ve Uygulamaları 4 K. Sacid Sarıkaya BTK Bilgi Teknolojileri Daire Başkanı Mehmet Selçuk Korkmazer Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı USOM  Ulusal Siber Olaylara Müdahale Merkezinin Görevleri 5 Av. Muhterem İlhan Vodafone Türkiye Siber Güvenlikte Farkındalık II. PANEL INTERNET VE HUKUKU 26 Haziran 2013 16.45-18.45 Salon 1-B 1 OB: Ahmet Kütük Yargıtay 4. Hukuk Dairesi Üyesi  Oturum Yöneticisi 2 Yrd. Doç. Dr. Kerem Altıparmak Ankara Üniversitesi SBF Sosyal Medya ve İfade Özgürlüğü 4 Av. Gönenç Gürkaynak, LL.M. ELIG Avukatlık Bürosu İnternet Hukuku ve Hakaret Suçları: İfade Özgürlüğü ve İçerikten Kaldırma Talepleri Hansin Doğan Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı Program Yöneticisi Kalkınma Perspektifiyle Bilgiye Erişim Hakkı 5 Av. Mehmet Ali Köksal Türkiye Bilişim Derneği Türkiye’de İdarenin İnternete Yaklaşımı III. PANEL BAZ İSTASYONLARI 26 Haziran 2013 16.45-18.45 Salon 1-A 1 OB:Atilla Öztürk BTK Hukuk Müşaviri  Oturum Yöneticisi 2 Dr. Jack Rowley GSMA,  Kıdemli Araştırma ve Sürdürülebilirlik Direktörü Mobil Şebekelerin İfşa Seviyeleri: Kurallar Üzerindeki Etkileri 3 Prof.Dr. Tunaya Kalkan İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Elektromanyetik Alanların Biyolojik Etkileri 4 Doç.Dr. Mustafa İlhan Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Elektromanyetik Alanlar ve Halk Sağlığı IV. PANEL YENİ FİKİR VE SANAT ESERLERİ KANUNU: ÖNERİLER VE ELEŞTİRİLER 27 Haziran 2013 11:30-13:30 Salon 1-B 1 OB:Prof. Dr. Tekin Memiş İstanbul Şehir Üniversitesi  Oturum Yöneticisi 2 Uğur Çolak FSHHM Hakimi Veri Tabanlarına Sağlanan Sui Generis Koruma ve FSEK Ek 8. md. ile ilgili FSEK Değişikliği 3 Doç. Dr. Emre Gökyayla Bahçeşehir Üniversitesi Hukuk Fakültesi Bağımlı Çalışma İlişkilerinde Hak Sahipliği 4 Nevhan Akyıldız Hukukçu, Emekli Cumhuriyet Savcısı Yeni Fikir ve Sanat Eserleri Kanununda Ceza Uygulamasına İlişkin Değişiklikler 6 Ayşe Nur Akıncı Kalkınma Bakanlığı, Bilgi Toplumu Dairesi , Planlama Uzmanı Bilgisayar Programlarının Fikrî Hukukta Korunması V. PANEL BİLİŞİM VE TELEKOMÜNİKASYON SEKTÖRÜNDE GİRİŞİM SERMAYESİ 27 […]

    Daha fazla
  • Nisan 18, 2018

    Taksilerde Ses ve Görüntü Kaydı Dönemi

    Emniyet Genel Müdürlüğü’nün genelgesi kapsamında, İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne ait ‘iTaksi’ uygulaması ile taksiler ses ve görüntü kaydı almaya başlayacak. Hukukçular uygulamaya özel hayatın gizliliğine aykırı olduğu gerekçesiyle tepki gösterdi. Bilişim Uzmanı Avukat Mehmet Ali Köksal: “Ses Kaydı Acil Durumda Olsun” İstanbul’da, İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin başlattığı İTaksi uygulaması ile taksilerde ağustos ayından itibaren ses ve görüntü kaydı alınmaya başlanacak. 17 bin 395 taksinin bulunduğu İstanbul’da, belediyenin ‘Bitaksi’ ve ‘Uber taksi’ gibi uygulamalara rakip olarak tanıttığı İTaksi’nin güvenlik önlemi özel hayata ilişkin hukuksal bir tartışmayı da beraberinde getirdi. Hürriyet’ten İdris Emen’in haberine göre, taksilerde ses ve görüntü alınmasının özel hayatın gizliliğini ihlal ettiğini savunan avukat Uğur Poyraz, “Bir kimsenin sesi ve görüntüsü onun özel hayatı kapsamında olup kişilik hakları gereğince koruma altındadır. Kanunun açıkça belirttiği üzere bir kimsenin rızası bulunmaksızın özel hayatına yapılan müdahale hukuka aykırıdır. Aynı zamanda yapılan müdahale Türk Ceza Kanunu’nun 134. maddesi uyarınca suç teşkil etmektedir” diyor. Taksilerde ses ve görüntü kaydı alınmasının sorunlar yaratacağını savunan Poyraz “Yapılacak kayıt neticesinde örneğin, bir kimsenin yaptığı bir telefon konuşmasının kayda alınması, taksi içerisinde paylaşılan herhangi bir kişisel, ticari mahrem bilginin ses ve görüntü kaydına alınması gibi suç teşkil eden eylemler meydana gelebilir” diyerek uyarıyor. ‘MÜŞTERİYE BİLDİRİLMELİ’ Bugüne kadar 3 bin taksiye kurulumu yapılan İTaksi uygulamasında kameralar dikiz aynasının hemen üstünde bulunuyor. Dikkatli bakıldığında ancak fark edilen kameralar hem taksinin içini hem de dışarısını kaydedebiliyor. Taksilerde ses ile görüntü kaydı alındığına dair herhangi bir uyarı bulunmuyor. Avukat Uğur Poyraz, bunun da sakıncalı olduğunu dile getiriyor: “Bu şekilde yapılacak bir kaydın kişiye önceden bildirilmesi zorunludur. Aksi halde kayıt yapılması hukuka aykırı hale gelecektir. Bu amaçla telefondaki uygulamada ve taksilerde bu bilgilendirmenin yer alacağı görünür metinler bulunmalı; bunun yanı sıra şoförler de bu konuda müşteriye bildirimde bulunmalıdır.” ‘TAKSİ KAMUSAL ALANDIR’ Taksilerin içinin kamusal alan olduğunu, dolayısıyla taksilerde ses ve görüntü alan kameraların yerleştirilmenin hukuka uygun olduğunu savunan İstanbul Taksiciler Esnaf Odası Başkanı Yahya Uğur eleştirilerin doğru olmadığı görüşünde: “İTaksi uygulaması sadece kameradan ibaret değil. Kamera İTaksi uygulamasına daha sonra ilave edilen bir faktör oldu. İTaksi artık müşterilerin akıllı telefonlarla taksileri rezerve yaptırabildikleri ve taksiyi kapının önüne kadar çağırabilmelerini sağlayan bir sistem. Kamera, ‘özel hayatın gizliliğini ihlal ediliyor’ deniliyor. Taksinin içi kamusal alandır. Özel hayatla alakası yoktur. Ayrıca acil durumlar dışında bu kameraları hiç kimse izlemeyecek. Kameralar sadece kayıt yapacak. Bir şikayete konu olduğunda bu görüntüler savcılar tarafından incelenecek. Bunun hiçbir şekilde kimsenin davranışlarını değiştirmesine gerek yok. Takside yine istediği gibi rahat edebilirler.” ‘SES KAYDI ACİL DURUMDA OLSUN’  Taksilerde kameraların sürekli görüntü ve ses kaydı almasının ölçülü bir uygulama olmadığını savunan Bilişim Uzmanı Avukat Mehmet Ali Köksal, “Görüntü ve ses kaydı uygulamasının taksi içerisinde sürekli aktif halde bulunması kişisel verilerin hukuka uygun şekilde toplanması açısından da büyük bir sorun oluşturmaktadır. Söz konusu verilerin bu şekilde kaydedilmesi 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu uyarınca özel hayatın gizliliğini ihlal ve kişisel verilerin hukuka aykırı olarak kaydedilmesi suçlarına da vücut vermektedir” diyor. Köksal, bu durumu engellemek için sadece acil durumlarda ses kaydı almasını öneriyor: “Kamera uygulamasına getirilebilecek önerilerden ilki, görüntü kaydının sürekli olup ses kaydının panik butonuna basınca başlamasıdır. İkinci öneri ise panik butonuna basıldığı zaman görüntü ve sesi kaydeden düzeneğin aktif hale getirilmesi, bunun öncesinde herhangi bir kaydın […]

    Daha fazla
  • Nisan 18, 2018

    Anayasa internette halka sorulabilir

    Yeni anayasanın e-devlet altyapısını kullanarak internet üzerinden halka da sorulması önerisi getirildi. Türkiye Bilişim Derneği (TBD) Hukuk Müşaviri Mehmet Ali Köksal, yeni anayasanın hazırlanması sürecine, internet üzerinden vatandaşların da katılımının sağlanabileceğini, bilişim altyapısının böyle bir projeye hazır olduğunu söyledi. Köksal, uzun süredir tartışılan anayasa değişikliği çalışmalarına, vatandaşların doğrudan destek verebileceğini bildirdi. Demokrasi gereği vatandaşların oy kullanarak kendisini temsil etmesi için milletvekili seçtiğini ancak söz konusu milletvekilinin gerektiği durumlarda ”parti disiplini/kararı” doğrultusunda vatandaşın istediği düzenlemelere karar veremeyebileceğini ifade eden Köksal, referandum mantığıyla dijital bir platform oluşturularak vatandaşlara ”Sizin görüşünüz ne?” diye sorulabileceğini belirtti. Yeni anayasa çalışmaları kapsamında, Uzlaşma Komisyonu’nun bir metin oluşturacağını ve vatandaşların referandumla bu metnin tamamına ”Evet” ya da ”Hayır” diyeceğini belirten Köksal, şunları kaydetti: ”Siyasi irade meclistir ve dünyanın her yerinde meclisler karar verir, nihai oylama da referandum ile yapılır. Mecliste bizim seçtiğimiz kişiler oy kullanıyor ama gerçekten bizim görüşlerimizi mi yansıtıyor yoksa başka şeylerle mi hareket ediyorlar diye sorabiliriz ki bunlardan biri parti disiplinidir. Her zaman için parti disiplini, parlamenter demokrasinin olmazsa olmazıdır ama öbür taraftan da parti disiplini vatandaşın lehine olmayan şeyleri de evet demek anlamına geliyor. Örneğin parti bir karar almıştır, o karar, ilgili milletvekilinin seçildiği bölgenin aleyhinedir. Milletvekili kendi seçmeninin istemediği bir şeye, parti disiplinine uymak suretiyle ‘Evet’ demek zorunda kalabilir. O anlamda bakıldığında parti içi özgürlüklerin olmadığı ve parti disiplinin yoğun olduğu ülkemizde, bu anlamda vatandaşın görüşü yansımıyor. Benim olabileceğine işaret ettiğim sistemde nasıl bir anayasa istedikleri, e-Devlet kapısı gibi bir portal üzerinden vatandaşlara sorulabilir. Milyonlarca kullanıcının görüşünü tek tek tasnif etmek zaman ve emek alacağı için bir platform oluşturulduktan sonra tüm kesimlerle görüşen Uzlaşma Komisyonu, ortaya çıkan veriler doğrultusunda her madde için ‘çoktan seçmeli’ alternatifleri yaratır ve vatandaşlar da TC kimlik numaraları ile gireceği bu platformda beğendiği seçeneği işaretleyebilir. Belki beklediğini bulamazsa alternatif fikrini de yazabilir.” ‘AKIL AKILDAN ÜSTÜNDÜR’ ”Akıl akıldan üstündür. Meclistekilerin aklına gelmeyen bir çözüm, bir vatandaştan çıkabilir” diyen avukat Mehmet Ali Köksal, ”Böyle bir projeyi hayata geçirmek için Türkiye’nin bilişim altyapısı hazır” görüşünü dile getirdi. Köksal, ”Anayasayı mutlaka bir yılda değiştirmemiz gerekmiyor, bir yıl iki ay da olabilir. Gerçekten topluma daha faydalı olacaksa, çok daha katılımcı bir anayasa yapacaksak bunu iki ay ötelemek hiç kimsenin karşı çıkacağı bir şey değil” dedi. Bu konunun düşünülmesi ve dillendirilmesi gerektiğine işaret eden Köksal, bunu da TBD’nin yaptığını, konunun da Bilişim 2011 Kurultayı kapsamındaki ”Anayasa” konulu panelde ele alınacağını bildirdi. ‘YEREL YÖNETİMLER DE KULLANABİLİR’ Köksal, bir çeşit ”dijital referandum” olan projenin sadece anayasa değişikliği için değil yerel yönetim kararları için de kullanılabileceğine işaret etti. Kentlerde belediyelerin yapmak istediği düzenlemeleri internet ortamında vergi veren dolayısıyla söz söyleme hakkı olan vatandaşlara sorabileceğini anlatan Köksal, gerçek ve katılımcı demokrasinin bu şekilde sağlanabileceğini ifade etti. Estonya ve Litvanya gibi bilgisayar kullananların sayısının, nüfusun yüzde 80-90’ına yaklaştığı ülkelerde benzer projelerin yapıldığını anlatan Köksal, Türkiye’de ise bu oranın yüzde 40 seviyesinde olduğuna dikkati çekti. Köksal, ”üç yıl sonra kullanıcı sayısı artar” mantığıyla işlerin yürümemesi gerektiğini, fikrin ve o fikri hayata geçirecek altyapının şimdiden kurulması gerektiğini söyledi. Köksal, ”Vatandaş gerçekten karar mekanizmalarına katılsın ki devletine sahip çıksın, ne kadar katılırsa, yönetimde ne kadar söz sahibi olursa o kadar sahip çıkarsın” dedi. Ntv.com: 14.10.2011 – 15:57

    Daha fazla
  • Nisan 18, 2018

    Kişisel Verileri Koruma Kurulu’nu bekleyen görevler

    Kişisel Verileri Koruma Kurulu, 12 Ocak 2017 Perşembe günü Yargıtay’da yemin ederek görevine başladı. Kurul’un bundan sonraki süreçte neler yapması gerekiyor? Kurul’un hazırlayacağı yönetmelikte hangi hususlara açıklık getirilmesi bekleniyor? Av. Mehmet Ali Köksal, Av. Gökhan Ahi ve Av. Ceyda Cimilli Akaydın’ın bu konudaki değerlendirmelerini aldık. Kişisel Verileri Koruma Kurulu, 12 Ocak 2017 Perşembe günü Yargıtay’da yemin ederek görevine başladı. Kurul’un bundan sonraki süreçte neler yapması gerekiyor? Kurul’un hazırlayacağı yönetmelikte hangi hususlara açıklık getirilmesi bekleniyor? Av. Mehmet Ali Köksal, Av. Gökhan Ahi ve Av. Ceyda Cimilli Akaydın’ın bu konudaki değerlendirmelerini aldık. Geçtiğimiz yıl 24 Mart’ta TBMM’de kabul edilen ve 7 Nisan’da Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6698 sayılı Kişisel Verilerin Koruması Kanunu’nun ihdas ettiği Kişisel Verileri Koruma Kurulu üyeleri 2016 yılı sonunda seçilmişti. Kurul 9 kişiden oluşuyor Kurul dokuz üyeden oluşuyor. Kanunda belirtildiği gibi kurulun beş üyesi TBMM, iki üyesi Cumhurbaşkanı ve iki üyesi Bakanlar Kurulu tarafından seçildi.       Kurula seçilmiş olan üyeler şunlar: • Cabir Bilirgen Adalet ve Kalkınma Partisi aday gösterildi • Cengiz Paşaoğlu Adalet ve Kalkınma Partisi aday gösterildi • Mehmet Niyazi Tanılır Adalet ve Kalkınma Partisi aday gösterildi • Turan Arık Cumhuriyet Halk Partisi aday gösterildi • Yusuf Alataş Halkların Demokrasi Partisi aday gösterildi • Prof. Dr. Faruk Bilir Cumhurbaşkanı tarafından seçildi • Şaban Baba Cumhurbaşkanı tarafından seçildi • Murat Karakaya Bakanlar Kurulu tarafından seçildi • Hasan Aydın Bakanlar Kurulu tarafından seçildi Kurul başkanını kendisi seceçek Kişisel Verileri Koruma Kurulu, yemin ederek göreve başlamasının ardından üyeleri arasından Başkan ve İkinci Başkan’ı seçecek. Kurulun Başkanı aynı zamanda Kişisel Verileri Koruma Kurumu’nun da Başkanı olarak görev yapacak. Yönetmelik hazırlanacak Kurulun, 6698 sayılı kanun uyarınca, KVKK’nun yayımlanma tarihinden itibaren bir yıl içinde kanunda öngörülen yönetmelikleri yürürlüğe koyması gerekiyor. Buna göre yönetmeliğin 7 Nisan 2017 tarihine kadar yayınlanması bekleniyor. Yönetmelikle düzenlenmesi beklenen hususlar Kişisel Verilerin Koruması Kanunu’nu inceleyen hukukçular kanunda birtakım hususların yönetmelik tarafından netleştirilmesi gerektiğine dair görüş belirtiyorlar. Bu konuda görüşlerine başvurduğumuz Av. Mehmet Ali Köksal, Av. Gökhan Ahi ve Av. Ceyda Cimilli Akaydın’ın değerlendirmelerini aldık. Kurul Veri Sorumluları Sicili oluşturacak Kurulu bekleyen önemli işlerden birisi de Veri Sorumluları Sicili’nin oluşturulması. Sicil oluştuktan sonra şirketlerin veri sorumlularını bu sicile kaydettirme zorunlulukları bulunuyor. Veri sorumlusunu sicile kaydettirmemiş olan şirketlere cezai müeyyide uygulanacak. Kişisel Verilerin Korunması Kanunu, şirketlere önemli yükümlülükler getiriyor. Şirketlerin 7 Ekim 2016 tarihine kadar veri sorumlularını belirlemiş olmaları gerekiyordu. Henüz belirlememiş olanlar dikkat! 5 bin TL ila 100 bin TL arasında para cezası var. Şirketlerin Veri Sorumlusu belirleme süresi doldu Av. Mehmet Ali Köksal: Sicilin oluşturulması gerekiyor. Ancak, bunun için önce Kurul’un sicil ile ilgili kararları alması gerekiyor. Şirketlerin 7 Ekim 2016 itibariyle veri sorumlularını belirlemesi gerekiyordu. Yani belirlemeyenler derhal belirlemeli. Burada kamuoyunda sıkça karıştırılan iki konunun birbirine geçtiğini görüyoruz: “Veri sorumlusunu belirlemek” ile “veri sorumlusu siciline kayıt olmak”. Veri sorumlusunu belirlemek bu işin temeli ve 10. Maddedeki aydınlatma yükümlülüğünün yerine getirilebilmesi için veri sorumlusunun belirlenmesi gerekiyor. Bu süre yukarıda da belirttiğim gibi 7 Ekim 2016’da doldu. Şirketler bu yükümlülüğü yerine getirmezlerse KVKK’nın 10. Maddesindeki aydınlatma yükümlülüğünü yerine getirmemiş olurlar. Bu da 5 bin TL ila 100 bin TL arasında idari para cezası ödenmesine neden olur. Sicil kurulduktan sonra (Kurul tarafından ilgili kararlar alınıp, sicil oluşturulduktan sonra sicile kayıt olmamak ise KVKK’nın […]

    Daha fazla
  • Nisan 18, 2018

    İzmir’de kart skandalı

    İzmir’de Büyükşehir’in ulaşımdaki elektronik sistem krizi, farklı bir boyuta taşındı. İstanbul ve Eskişehir’de toplu ulaşımda kullanılan kartların İzmir’de de geçtiği noter aracılığıyla tespit edildi. İzmir’de toplu ulaşımda kullanılan elektronik ücret toplama sistemindeki sorunun çok farklı bir boyutu daha ortaya çıktı. İstanbul’da toplu ulaşımda kullanılan İstanbul Kart ile Eskişehir’de kullanılan Eskart’ın İzmir’de de kullanabildiği ortaya çıktı. Skandal, Kentkart firmasının avukatı Mehmet Ali Köksal’ın Noter aracılığıyla yaptığı tespitle de kanıtlandı. İstanbul Kart ile Eskart’ın İzmir’de geçiyor olması elektronik ücret toplama sistemindeki krizin hala çözülemediğini gösterirken, İzmir Büyükşehir Belediyesi bu problem nedeniyle mali olarak da kayıp yaşadı. “ŞİKAYET İLE ÖĞRENDİK” Kentkart A.Ş.’nin avukatı Mehmet Ali Köksal, İstanbul’da toplu ulaşımda kullanılan İstanbul Kart ile Eskişehir’de kullanılan Eskart’ın İzmir’de geçtiğimi Noter aracılığıyla tespit ettirerek tutanak altına aldırdı. Konu ile ilgili İzmir Büyükşehir Belediyesi yetkililerinden bir açıklama gelmedi. Elektronik ücret toplama sisteminde ortaya çıkan skandal duyanları çok şaşırttı. İzmirim Kart firmasının sistemi devreye almasının üzerinden 34 geçmesine rağmen krizin hala devam ettiği anlaşıldı. Kentkart Ege Elektronik San. Ve Tic. A.Ş. vekili geçtiğimiz 22 Haziran’da notere başvuruda bulunarak durum tespiti istedi. Yapılan tespite göre Kentkart’ın yanı sıra Eskart ve İstanbul Kart’ın da kullanılabildiği noter tespit tutanağı ile kayıt altında alındı. Aynı zamanda görüntülü olarak yapılan kayıtta, söz konusu kartların bazı turnikelerde geçtiği bazılarında ise geçmediği anlaşıldı. Elektronik ücret toplama sistemindeki sorunun 1 aydan fazla süre geçmesine rağmen hala çözülemediğini anlatan avukat Mehmet Ali Köksal, skandalın kendilerine gelen bir tüketici şikayeti sayesinde ortaya çıktığını anlattı. Avukat Köksal, “Bize bir gün tüketici şikayeti geldi. Adam şikayetinde adeta dalga geçmiş. ‘Eskart’ı denedim şöyle oldu. Sıfır bakiyeli kartımı denedim böyle oldu’ demiş. İzmir Büyükşehir Belediyesi yetkililerine ‘sistemde böyle bir durum var’ dedim. Bana ‘yok’ dediler. Gittim ben de Noter’den tespit yaptırdım. Noter’den bu tespiti yaptırdıktan sonra tekrar İzmir Büyükşehir Belediyesi’ne gidip ‘Noter’den tespit yaptırdım’ dedim. Bunun üzerine bana ‘Tamam. Baktıralım’ dediler. Daha sonra bana dönüş yapıp ‘Yok öyle bir şey’ dediler. Bunun üzerine arkadaşlarıma, bir daha kontrol etmelerini söyledim. Görüntüleri çekip gönderdiler. Görüntülerden de anlaşılacağı üzere Eskart ile İstanbul Kart’ı validatörlere okutunca bazılarında ‘tanımsız kart’ derken, bazılarında ise bakiye düştüğü görülüyor” diye konuştu. İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin bu konuyla ilgili kılını kıpırdatmadığını vurgulayan Köksal, “Durum bu kadar vahim. İzmir Büyükşehir Belediyesi ve ESHOT’a bu kadar haksızlığa rağmen her türlü kolaylığı gösterdik. Bunları da kendileriyle paylaştık. Hiçbir şey yapmadılar. Hala bizi suçluyorlar. Hala hukuku aykırı yeni bir şey yapıyorlar. Biz dilekçeleri hazırlıyoruz. Hakkımızda yaptıkları suç duyurusu ile ilgili İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı’na hazırladığımız dilekçeleri Noter tespiti ile birlikte vereceğiz. Eskart ile İstanbul Kart’ın İzmir’de geçmesinin bizim ile hiçbir ilgili yok. Bizim Eskart ile bir çalışmamız olmadı. Aksine İzmirim Kart’ın dolaylı olarak ilişkisi var. İzmirim Kart’ın Eskart’ın işletmecisiyle yakın ilişkisi var” dedi. Yaşanan bu ilginç durumun zararları hakkında da bilgi veren Köksal, “Ben İstanbul Kart’ı İstanbul’da doldurdum. Gittim İzmir’de kullandım. İzmir ile İstanbul arasında herhangi bir bağlantı ya da muhasebe olmadığı için parayı İstanbul’da ödeyip İzmir’in otobüsünü kullanmış oldum. Burada İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin mali kaybı oluyor. Ayrıca sistemdeki arızanın devam ettiği anlaşılıyor” dedi. Gazetemizmir: 04 Temmuz 2015 – 09:11

    Daha fazla
  • Nisan 18, 2018

    Ve Twitter ‘o hesapları’ kapatmaya başladı!

    Anadolu Ajansı Twitter’ın TİB’in mahkeme kararıyla askıya alınmasını istediği hesapları kapatmaya başladığı haberini ‘flaş gelişme’ olarak geçti. Bu kapsamda Samsun’da C.K. adlı kadının ismi kullanılarak müstehcen içerikli yazı ve resimlere yer veren sahte hesabı askıya aldı. Ancak Av. Mehmet Ali Köksal bu işlemin Twitter açısından rutin bir durum olduğunu, dün, Twitter’a başvurarak 10 ayrı hesabı kapattırdıklarını söyledi. C.K’nın başvurusunu değerlendiren Samsun 2. Sulh Ceza Mahkemesi, ihlalin gerçekleştiği yayın, kısım ve bölümle sınırlı olarak içeriğe erişimin engellenmesine karar vermiş, kararı internet sağlayıcıları birliğine göndermek üzere TİB’e iletmişti. Twitter, bugün C.K’nın şikayetine konu hesabı askıya aldı. ‘RUTİN BİR UYGULAMA BU’ Bilişim Hukuku Uzmanı Av. Mehmet Ali Köksal, Samsun’da C.K. isimli kadının hesabının kaldırılmasının rutin bir işlem olduğuna işaret ederek “Özel hayatı ilgilendiren veya telif hakkı ihlali konularında Twitter zaten direk o hesabı kapatıyor. Bunun için mahkeme kararı dahi aranmıyor. Direk Twitter’a başvurulursa bu işlem yapılıyor. Biz büro olarak daha dün, Twitter’a başvurarak, 10 hesabı kapattırdık. Son 1.5 yılda 20-30 hesap kaldırttık” bilgisi verdi. Av. Köksal, Twitter’a erişim engelinin seçime kadar süreceği değerlendirmesi yaparak“Twitter’ın burada bir taviz verdiğini düşünmüyorum. Zaten rutin yaptığı bir işlem bu. Bu durum seçime kadar devam edecek gibi görünüyor. Üstelik 25 Mart söylentileri var…” şeklinde konuştu. TİB: TWITTER KARARLARA DUYARSIZ KALDI TİB’den yapılan açıklamada, Twitter’dan karara konu içeriğin kaldırılmasının istendiği ancak “Twitter’ın bu kararlara duyarsız kaldığı ve mahkeme kararlarını tanımadığı” belirtilerek, “Bu nedenle, vatandaşlarımızın ileride telafisi mümkün olmayacak mağduriyetlerinin önlenmesi için başka bir seçenek kalmadığından mahkeme kararları doğrultusunda Twitter’a erişimin engellenmesi tedbiri uygulanmıştır. Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı, hukuk devleti ilkesi çerçevesinde mahkeme kararlarını uygulamakla yükümlüdür” ifadesi kullanılmıştı. Açıklamada, yurt dışı merkezli söz konusu internet sitesinin, Türk mahkemelerinin kararlarına uyarak hukuka aykırı içerikleri çıkardığı takdirde, tedbir amaçlı uygulanan erişimin engellenmesine son verileceği bildirilmişti. Sosyal paylaşım sitesi Twitter’ın avukatı Gönenç Gürkaynak da TİB yetkilileriyle erişimin engellenmesine ilişkin mahkeme kararlarıyla ilgili görüşmüştü. ARINÇ: ‘TWITTER BU AKŞAMDAN AÇILMIŞ OLUR’ Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, dün akşam yaptığı açıklamada “Twitter şimdi mahkeme kararlarını uygularsa bizimkiler de onu açacaklar. Karşılıklı anlayış içinde belki bu akşamdan itibaren Twitter açılmış olur. Kimse merak etmesin” sözlerini kaydetmişti. Posta: 22 Mart 2014, Cumartesi 16:00

    Daha fazla
  • Nisan 18, 2018

    ‘Çek-senet mafyasının yeni tetikçisi Hackerlar’

    Sanal suçluların korkulu rüyası bilişim şube, kapılarını VATAN’a açtı. Bu ilginç tespit, İstanbul Bilişim Sistemleri ve Suçları Şubesi’nin müdürlerinden Burak Çekiç’e ait. 150 personeliyle birlikte hackerlar’a göz açtırmayan Çekiç, gelişen teknolojiyle birlikte yeraltı dünyasının çalışma yöntemlerinin de değiştini söylüyor: “Zorla senet imzalatma ve şantaj tarihe karışıyor, yeraltı örgütleri bilişim dünyasına kayıyor. Kara para aklamak, soygun veya düşmanlarına tuzak için hackerlarla anlaşma yapıyorlar. Zira, tek tuşla hesapları boşaltmak, silahlı soygundan daha kolay!” Teknoloji her geçen gün gelişirken, yaşantımızda daha fazla yer kaplamaya başlıyor. Artık faturalarımızı ödemek veya havale işlemleri için saatlerce banka kuyruklarında beklemek veya beğendiğimiz bir ürünü satın almak için mağazaya gitmeye ihtiyaç duymuyoruz. Her şey bir tık uzağımızda. Ancak bu yeni nesil teknoloji bir yandan hayatımızı kolaylaştırırken, bir yandan tehlikeleri de yanında barındırıyor. Kredi kartlarımızı veya banka hesaplarımızı gözüne kestiren birçok suçlu, görmediğimiz bir bilgisayarın karşısında bizi tuzağa düşürmek için uğraşıyor. Bu suçluların yakalanması için tıpkı bir cinayet soruşturmasını çözer gibi sanal izleri takip eden polisler ise, başarılı operasyonları ile hackerlara göz açtırmıyor. 2007 yılında 40 kişiyle kurulan İstanbul Bilişim Sistemleri ve Suçları Şube Müdürlüğü bugün 150 personeliyle birlikte siber alemdeki suçlularla savaşıyor. Bilişim Suçlarıyla Mücadele Şube Müdürlüğü Emniyet Müdürlerinden Burak Çekiç, bilişim suçlarındaki gelişimi ve alınması gereken önlemleri VATAN için anlattı. Sanal alemi keşfettiler  İnternetin hemen bütün suçlarda kullanılabileceğini belirten Çekiç en fazla işlenen bilişim suçunun kişilerin hesaplarını ele geçirmek ve şirketlere ait bilgilerin çalınarak sistemlerin engellenmesi olduğunu açıkladı: “Eskisi gibi zorla senet imzalatma ve şantaj yavaş yavaş tarihe karışıyor ve yeraltı örgütleri bilişim dünyasına kayıyor. Gerçek anlamdaki suç örgütleri bunlar. Bu dünyayı keşfettiler. Kara para aklamak için ve düşmanlarını zarara uğratmak için hackerlarla anlaşma yapıyorlar. Kendi özel işlerini halletmek için hackerları kullanıyorlar. Bir tuşla bir gecede bir trilyon boşaltıyorlar. Silahlı soygundan daha kolay.” Onlar ‘siyah hackerlar’ “Hacker kimle çalışacağına kendisi karar verir. Çünkü altın yumurtlayan tavuktur o. Hiç bir zaman en alttakiyle muhatap olmaz. En üsttekiyle iletişim kurar. Bankalar da bu adamlara karşı önlem almaya çalışıyor. Bankaların, bazı banka sistemlerini hackleyen çok yetenekli suçlularla görüşüp ‘gelin beraber çalışalım’ diye teklifte bulunduklarını ancak onların kabul etmediklerini biliyorum. Çünkü birilerinin emri altında çalışır pozisyonda olmak işlerine gelmiyor. Ama buradakiler henüz genç. Yurt dışındaki eski hackerların bir müddet sonra taraf değiştirdiğine şahit olduk. Kaçarak bir yere varamayacaklarını anlıyorlar ve huzur arıyorlar.” 100 dolara hesap bilgisi “Hesap bilgilerinin alınıp satıldığı bir piyasa var. Yeraltı pazarı, yeraltı ekonomisi var. Hesabı kıran adam asla hesabı boşaltan adam değildir. Hackerlar sadece bilgiyi çalar. Hesabı boşaltanlar ise genellikle suç örgütleridir. Kademe kademe kişilerden oluşur bu iş. 100 dolara kredi kartı bilgisi satın alabiliyorsunuz. O hesap doluysa kardasınız. Boşsa zarardasınız.” Emniyetten altın uyarılar Annemizin kızlık soyadını dayımızdan buluyorlar! – Bilgisayarınıza antivirüs programı yükleyin. – Kullandığınız şifreler uzun ve karışık olmalı. Büyük harf, küçük harf ve sayı ve işaretlerden oluşturulmalı. – Kendi bilgisayarınız dışında bir bilgisayardan veya internet kafeden, internet banka hesabınıza girmeyin veya kredi kartı bilgilerinizi vermeniz gereken alışverişleri yapmayın. Wireles (kablosuz bağlantı) ile internete bağlandığınız durumlarda da bu ayırlar geçerli. -Atm cihazlarında işlem yaparken kart giriş haznesi içinde herhangi bir aparatın olup olmadığına bakın. Tuş takımı üzerinden sonradan yerleştirilmiş bir aparat veya yapışkanın olup olmadığını elinizle kontrol ediln. -Kafe ve restoranlarda kredi kartınızı asla garsona […]

    Daha fazla
  • Nisan 18, 2018

    EBSO’da ‘Kişisel verilerin korunması’ tartışıldı

     ► Avukat Mehmet Ali Köksal, “Artık veriler işlendikleri amaçla kısıtlı bir süre için saklanabilecek. Aksi takdirde veriyi silmeme suçunu işlemiş olursunuz.” dedi.  SELDA AK   Ege Bölgesi Sanayi Odası (EBSO), 7 Nisan 2016’da yayımlanarak yürürlüğe giren Kişisel Verilerin Korunması Hakkında Kanun kapsamında iş dünyasını ilgilendiren önemli değişiklikler hakkında üyelerine bilgilendirme toplantısı düzenledi. EBSO Yönetim Kurulu Üyesi ve Endüstri İlişkileri Çalışma Grubu Başkanı Ateş İlyas Demirkalkan’ın yönettiği toplantıda Avukat Mehmet Ali Köksal kişisel veri, işlenmesi, aktarılması, yükümlülükler, alınması gereken önlemler, veri sorumluları ve sorumlulukları, olası suç ve cezalar hakkında açıklamalarda bulunarak merak edilen soruları cevapladı. Yoğun katılımın olduğu toplantıda Dokuz Eylül Üniversitesi İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku Öğretim Üyesi Yrd. Doç. İlke Gürsel ise, işverenlerin işçilerin kişisel verileriyle ilgili yükümlülükleri, iş başvurusu aşamasında kişisel verilerle ilgili sorunlar, işçiyi biyometrik, video, bilgisayar ve telefon gibi elektronik gözetlemedeki sorunlarla hukuki ve cezai sorumlulukları hakkında bilgi verdi. “Veriler işlendikleri amaçla kısıtlı bir süre saklanabilecek” Kanunun amacının kişisel verilerin işlenmesinde başta özel hayatın gizliliği olmak üzere kişilerin hak ve özgürlüklerinin korunması olduğunu açıklayan Avukat Mehmet Ali Köksal, “Kişisel verilerin korunması kanunu çıkmadan önce bu kanunun ülkemizde en büyük eksiklik olduğunu söyleyen kişilerden biriydim. Kanun yeterli düzeyde koruma içermiyor. Ama Türkiye Cumhuriyeti Devleti, herhangi birimizle ilgili bir mağduriyeti araştırırken yurtdışında bir ülkeden bilişim suçlarıyla ilgili bilgi istediğinde bu bilgi bize gelmiyor. Bundan sonra belki gelebilir. Çünkü kişisel verileri korumadığınız takdirde muhatabınız ülke bu bilgileri size göndermiyor. Bu kanun kısmi de olsa koruma getirdiği için bu bilgilerin gelmesine sebebiyet verebilir. Kişisel veriler ancak kanunda ve diğer kanunlarda öngörülen usul ve esaslara uygun olarak işlenebilir. Buna göre işlemezse hukuka aykırı veri işlenmiş oluyor. Hukuka ve dürüstlük kurallarına uygun şekilde veri işleyeceksiniz. Artık veriler işlendikleri amaçla kısıtlı bir süre için saklanabilecek. Aksi takdirde veriyi silmeme suçunu işlemiş olursunuz. Kişisel verileri işlemek 8 şartta dayandırılacak. Bunlar; rıza, kanun, hayati tehlike, meşru amaç, sözleşme, hakkın tesisi, aleni ve hukuki yükümlülük.” diye konuştu. İlgili kişinin hakları Kişisel verilerin aktarılmasının da diğer işlemler gibi ancak açık rıza ile mümkün olduğunu belirten Köksal, “Verilerin yurtdışına aktarılması ilgilinin açık rızası ile ya da özel durumların gerçekleşmesi ve aktarılacak ülkede kişisel veriler kanununun sağlanması ile mümkündür. İlgili kişi, veri sorumlusuna başvurarak hangi amaçla verilerin işlendiğini, amaca uygun olarak kullanılıp kullanılmadığını, verilerin yurtiçinde ya da yurtdışında üçüncü kişilere aktarılıp aktarılmadığını sorabilir. Eğer veriler eksik ya da yanlış işlenmişse bunların düzeltilmesini veri sorumlusundan talep edinebilir. Şimdiye kadar birçok veri sızıntısından ilgili kişilerin haberi olmamıştı. Bu kanunla birlikte veri sızıntısı olduğunda ilgili kişiye bildirim yükümlülüğü geldi. Ama bu kanun veri sızıntısı olduğunda ilgili kişiye bilgilendirme yapılmalıdır diyor. Hukuka aykırı olarak kişisel verileri kaydeden kimseye 1 yıldan 3 yıla kadar hapis cezası verilir. Verileri hukuka aykırı olarak başkasına veren kişi 2 yıldan 4 yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.” şeklinde konuştu. İşçi ve adayların kişisel verileri  İş başvurusunda bulunan aday ve işçilere ait kişisel veriler işlenirken başvurulan yöntemler ve sınırları hakkında açıklama yapan Dokuz Eylül Üniversitesi İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku Öğretim Üyesi Yrd. Doç. İlke Gürsel ise, şöyle konuştu: “İlgilinin açık rızasını aldım diye süreç baştan sona kanuna uygun olmuyor. Adayınıza veya işçinize her türlü soruyu sormanız, testi yaptırmanız mümkün değil. Süreç bir bütün; veri güvenliğini sağlamanız gerekiyor. Kişisel kimliğe yönelik […]

    Daha fazla
  • Nisan 18, 2018

    Mehmet Ali Köksal : UBHK 2013’de Elektronik Para, Kişisel Verilerin Gizliliği, e-Ticaret Tartışıldı – 3

    Avukat Mehmet Ali Köksal : “Elektronik ticarette mobil ve güvenlik sistemleri çok önemli günümüzde elektronik ticareti çok hızlı gelişiyor. Türkiye’de en çok eksik olan hususlardan bir tanesi de bu güvenin tesis edilmesi. Çünkü güven tesis edilmediğinde elektronik ticaretteki hacim bir türlü yükselmiyor. İnsanlar “Ya peki ürünüm gelmezse ya da istediğim gibi bir ürün gelmezse?” diye tereddütler içerisindeler. Bu nasıl tesis edilecek bunu tartıştık daha çok konuya ilişkin uzmanlar ve elektronik ticaret sitesinin temsilcisi meslektaşımız, bu konudaki dernek temsilcisi, ilgili Yargıtay’daki temsilci, BKM yani bu elektronik ticaretteki en önemli altyapı sağlayıcısı şirket olarak hepsi bir aradaydı. Çok güzel öneriler oldu. Bu güven sağlanabilir. ” İzmir’de 3cüsü düzenlenen Uluslararası Bilişim Hukuku Konferansının içeriğini, konferansın düzenleme kurulu başkanı Avukat Mehmet Ali Köksal ile konuştuk. Bu söyleşinin ilk bölümünü Mehmet Ali Köksal : UBHK 2013 Konferans İçeriği Bu Sene Daha Zengindi – 1 ve ikinci bölümünü Mehmet Ali Köksal : UBHK’2013’de Arama Motorunun Hukuki Sorumluluğunu Tartıştık – 2 başlığı altında okuyabilirsiniz. turk-internet.com: Çalıştay tarafında Kişisel Gizlilik konusunda tartışmalar yaşanmış.. Mehmet Ali Köksal: Evet, Sağlıkta kişisel verilerin korunması çalıştayında ben oranın katılımcısı değilim ama etkinliğin organizasyonunu yürüttüğüm için bütün salonlarla ilgili bilgileri de doğal olarak topladım. Sağlıkta Kişisel Veriler Çalıştayı’nda Sağlık Bakanlığı’nı temsilen gelen kişi ile akademisyen arkadaşlar arasında ciddi bir tartışma çıkmış çünkü Sağlık Bakanlığı kendi yasasındaki hükümlerini savunup bunların arkasında dururken, akademisyenler de kişisel verilerin korunmasına ilişkin Avrupa Birliği direktifindeki normları savunarak bunun yanlış olduğunu söylüyorlar. En önemli kurum şu anda Sağlık Bakanlığı, çünkü Sağlık Bakanlığı temsilcisinin söylediği gibi, Türkiye’de en çok kişisel veriler işleyen kurum Sağlık Bakanlığı. O zaman doğal olarak Sağlık Bakanlığı’ndaki kişisel verinin özellikle düzenlenmesi gerekiyor. Bunun başka bir boyutu var, kişisel veri koruma boyutu var. Sağlık verileri hassas kişisel verileridir. Düşünebiliyor musunuz, örneğin Başbakanın ya da ana muhalefet liderinin sağlık bilgileri şu an bakanlıktaki, yani vatandaş olarak hepimizin ama o kişilerinki de bu yasa kapsamında toplanabiliyor. Bunlar nasıl korunacak? Bu ülke şu sorunu yaşadı: bir alışveriş mağazalar zincirinin kredi kartlarımızı kaydetmesi onun çok basit bir şekilde diskin satılması gibi bir sorundan dolayı bu veri ifşa olması sorunu yaşadık. Yarın bozulan bir diskin nereye geleceği konusunda hangi önlemi var Sağlık Bakanlığı’nın ya da kamu kurumlarımızın ki bunu söyleyebiliyoruz? Bu yüzden dediğimiz gibi bu konu çok önemli ve tartışılması gerekiyor. turk-internet.com: Konferansa sanki bir iyilik yapar gibi, tam elektronik ticarette mobil ödeme yöntemleri elektronik para konuşulduğu günün akşamı resmi gazetede bununla ilgili kanun yayımlandı, ne tesadüftür ki. Biraz da onu konuşalım. Mehmet Ali Köksal: Demek ki bizim danışma kurullarımız iyi çalışmış. Gündemi iyi yakalamışız, yani biraz önce konuştuğumuz konunun üstüne bu konu hatta bu uluslar arası siber güvenlik oturumu, yani Ulaştırma Bakanlığı da bir hafta önce o birimle ilgili lansmanını yaptı. Hatta etkinlikte yapılacak mı tartışması bile oldu. Yani o anlamda danışma kurulumuzu ve bu önerileri getiren tüm arkadaşlarımızı tebrik ediyorum. Elektronik ticarette mobil ve güvenlik sistemleri çok önemli günümüzde elektronik ticareti çok hızlı gelişiyor. Türkiye’de en çok eksik olan hususlardan bir tanesi de bu güvenin tesis edilmesi. Çünkü güven tesis edilmediğinde elektronik ticaretteki hacim bir türlü yükselmiyor. İnsanlar “Ya peki ürünüm gelmezse ya da istediğim gibi bir ürün gelmezse?” diye tereddütler içerisindeler. Bu nasıl tesis edilecek bunu tartıştık daha çok konuya ilişkin uzmanlar ve elektronik ticaret […]

    Daha fazla
  • Nisan 18, 2018

    Kişisel verilerin önemi

    Kişisel Verilerin Korunması Hakkında Kanun ile ilgili açıklamalarda bulunan Avukat Mehmet Ali Köksal, “Kanun yeterli düzeyde koruma içermiyor. Artık veriler işlendikleri amaçla kısıtlı bir süre için saklanabilecek” dedi Ege Bölgesi Sanayi Odası (EBSO), 7 Nisan 2016’da yayımlanarak yürürlüğe giren Kişisel Verilerin Korunması Hakkında Kanun kapsamında iş dünyasını ilgilendiren önemli değişiklikler hakkında üyelerine bilgilendirme toplantısı düzenledi. EBSO Yönetim Kurulu Üyesi ve Endüstri İlişkileri Çalışma Grubu Başkanı Ateş İlyas Demirkalkan’ın yönettiği toplantıda Avukat Mehmet Ali Köksal kişisel veri, işlenmesi, aktarılması, yükümlülükler, alınması gereken önlemler, veri sorumluları ve sorumlulukları, olası suç ve cezalar hakkında açıklamalarda bulundu. Dokuz Eylül Üniversitesi İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku Öğretim Üyesi Yrd.Doç. İlke Gürsel ise, işverenlerin işçilerin kişisel verileriyle ilgili yükümlülükleri, iş başvurusu aşamasında kişisel verilerle ilgili sorunlar, işçiyi biyometrik, video, bilgisayar ve telefon gibi elektronik gözetlemedeki sorunlarla hukuki ve cezai sorumlulukları anlattı. “BUNDAN SONRA BİLGİ GELEBİLİR” Kanunun amacının kişisel verilerin işlenmesinde başta özel hayatın gizliliği olmak üzere kişilerin hak ve özgürlüklerinin korunması olduğunu dile getiren Avukat Mehmet Ali Köksal, “Kişisel verilerin korunması kanunu çıkmadan önce bu kanunun ülkemizde en büyük eksiklik olduğunu söyleyen kişilerden biriydim. Kanun yeterli düzeyde koruma içermiyor. Ama Türkiye Cumhuriyeti Devleti, herhangi birimizle ilgili bir mağduriyeti araştırırken yurtdışında bir ülkeden bilişim suçlarıyla ilgili bilgi istediğinde bu bilgi bize gelmiyor. Bundan sonra belki gelebilir. Çünkü kişisel verileri korumadığınız takdirde muhatabınız ülke bu bilgileri size göndermiyor. Bu kanun kısmı de olsa koruma getirdiği için bu bilgilerin gelmesine sebebiyet verebilir. Kişisel veriler ancak kanunda ve diğer kanunlarda öngörülen usul ve esaslara uygun olarak işlenebilir. Buna göre işlemezse hukuka aykırı veri işlenmiş oluyor. Hukuka ve dürüstlük kurallarına uygun şekilde veri işleyeceksiniz. Artık veriler işlendikleri amaçla kısıtlı bir süre için saklanabilecek. Aksi takdirde veriyi silmeme suçunu işlemiş olursunuz. Kişisel verileri işlemek 8 şartta dayandırılacak. Bunlar; rıza, kanun, hayati tehlike, meşru amaç, sözleşme, hakkın tesisi, aleni ve hukuki yükümlülük” dedi. İLGİLİ KİŞİNİN HAKLARI Kişisel verilerin aktarılmasının da diğer işlemler gibi ancak açık rıza ile mümkün olduğunu ifade eden Köksal, “Verilerin yurtdışına aktarılması ilgilinin açık rızası ile ya da özel durumların gerçekleşmesi ve aktarılacak ülkede KVK’nın sağlanması ile mümkündür. İlgili kişi, veri sorumlusuna başvurarak hangi amaçla verilerin işlendiğini, amaca uygun olarak kullanılıp kullanılmadığını, verilerin yurtiçinde ya da yurtdışında üçüncü kişilere aktarılıp aktarılmadığını sorabilir. Eğer veriler eksik ya da yanlış işlenmişse bunların düzeltilmesini veri sorumlusundan talep edinebilir. Şimdiye kadar birçok veri sızıntısından ilgili kişilerin haberi olmamıştı. Bu kanunla birlikte veri sızıntısı olduğunda ilgili kişiye bildirim yükümlülüğü geldi. Ama bu kanun veri sızıntısı olduğunda ilgili kişiye bilgilendirme yapılmalıdır diyor. Hukuka aykırı olarak kişisel verileri kaydeden kimseye 1 yıldan 3 yıla kadar hapis cezası verilir. Verileri hukuka aykırı olarak başkasına veren kişi 2 yıldan 4 yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır” ifadelerini kullandı. İŞÇİ VE ADAYLARA AİT KİŞİSEL VERİLER İş başvurusunda bulunan aday ve işçilere ait kişisel veriler işlenirken başvurulan yöntemler ve sınırları hakkında konuşan Dokuz Eylül Üniversitesi İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku Öğretim Üyesi Yrd. Doç. İlke Gürsel ise şunları söyledi: “ilgilinin açık rızasını aldım diye süreç baştan sonra kanuna uygun olmuyor. Adayınıza veya işçinize her türlü soruyu sormanız, testi yaptırmanız mümkün değil. Süreç bir bütün; veri güvenliğini sağlamanız gerekiyor. Kişisel kimliğe yönelik sorular sorulabilir. Bunlar geçerli sorulardır. Her türlü adaydan TC kimlik […]

    Daha fazla
  • Nisan 18, 2018

    Şirketler veri merkezlerini Türkiye’ye taşır mı?

    Hükümet kanadından gelen açıklamalarla Google, Facebook gibi şirketler ‘Türkiye’ye veri merkezi kurar mı’ tartışması başladı. Veri merkezleri Türkiye’ye taşınırsa internet hızlanacak. Ancak uzmanlara göre internet devlerinin Türkiye’ye veri merkezi kurması uzak bir ihtimal. Türkiye Google, Facebook ve Yahoo gibi devlerin veri merkezlerini Türkiye’ye taşıyıp taşımayacaklarını tartışıyor… Hükümet Sözcüsü ve Başbakan Yardımcısı Numan Kurtulmuş, veri merkezlerinin Türkiye’de toplanacağını belirtmişti. Başbakan Binali Yıldırım dün Bilişim Zirvesi’nde yaptığı konuşmada bu konuya açıklık getirdi. Başbakan Yıldırım teknoloji ve bilişim şirketlerinin veri merkezlerini Türkiye’de kurma çağrısı yaparken bu konuda bazı teşvikler hazırladıklarını söyledi. ŞİRKETLERE VERİ MERKEZİ ÇAĞRISI Başbakan Yıldırım konuşmasında “Enerji desteğine varıncaya kadar her türlü desteği veri merkezi kurulması için çok özendirici bir teşvik paketini yürürlüğe koyduk. Hayırlı olsun. Şimdi firmalardan beklediğimiz, bu veri merkezlerinin kurulması. Bunu bir ticari kazanç olarak görmüyoruz. Bilgi güvenliğine, stratejik bilgi hedeflerine de hizmet edecektir. Bu tür merkezler, bölgenin bütün verilerinin ülkemiz üzerinden trafiğinin sağlanmasına katkı sağlayacak. Ülkemizde üretilen ve ülkemiz üzerinden taşınan bilgilerin ülkemizde kalmasına vesile olacak” dedi. Yıldırım Google, Youtube gibi büyük internet platformlarının verilerinin de bu merkezlerinde  muhafaza edilmesine için bir fırsat oluşacağını söyledi. ‘İNTERNET HIZLANIR AMA…’ Bilişim uzmanı avukat Mehmet Ali Köksal dev sitelerin sunucularını Türkiye’ye taşıması durumunda bu sitelere erişimin hızlanacağını belirtti. Fakat Köksal büyük internet sitelerinin server’larını Türkiye’ye taşıyacağını düşünmediğini ifade etti. Köksal, “Yabancı şirketler Türkiye için bu yatırımı niye yapsın. Anlamı yok. Büyük şirketler öngörülebilir düzenlemelerin ve ortamların olduğu ülkelere yatırım yaparlar” diye konuştu. ‘İÇERİK ENGELLEMEK İÇİN BASKI ORTAMI OLUŞABİLİR’ Köksal Türkiye’nin bant genişliği anlamadında çektiği sıkıntıların servar’ların taşınmasıyla bir nebze aşılabileceğini belirterek içeriklerin yayından kaldırılması noktasında bu hamlenin etkilerini şöyle yorumladı: Eğer bu merkezler Türkiye’de kurulursa internet trafiği rahatlayacak. Hükümet açısından da uygun bir strateji çünkü internet trafiğini Türkiye içinde tutacaklar. Fakat içeriklerin engellenmesi noktasında bu şirkelere baskı yapılabilir. Türkiye karşısında içeriklerin engellenmesi konusunda direkt bir muhattap bulacak” dedi. KİMİN VERİ MERKEZİ NEREDE? Bünyesinde video sitesi Youtube’u da bulunduran internet devi Google’ın dünya genelinde 15 veri merkezi bulunuyor. Bu veri merkezlerinden 8 tanesi ABD’de, birer tanesi de Hollanda, Belçika, İrlanda, Finlandiya, Şili, Tayvan ve Singapur’da bulunuyor. Facebook’un ise ABD’de 3, Singapur ve İsveç’te ise birer veri merkezleri bulunuyor. Facebook ABD ve İralnda’ya 3 yeni veri merkezi daha inşa ediyor. sozcu.com: 15:02 23 Kasım 2016

    Daha fazla
  • Nisan 18, 2018

    “T.C. kanunları Twitter’ı bağlamaz”

    ÖZEL RÖPORTAJ: Kübra PAR / HT GAZETE FOTOĞRAFLAR: Ece OĞULTÜRK TÜRKİYE’den Twitter’a erişimin engellenmesi dünya gündemine bomba gibi düştü. Yasaklamanın ilk gününde DNS ve VPN üzerinden erişim mümkün olduğu için yasaklamanın etkisizliğine dikkat çekildi fakat dünden itibaren DNS üzerinden erişim de kapatıldı. Peki, bundan sonra neler olacak? VPN üzerinden erişim de engellenebilir mi? DNS ve VPN yasaklarının genel internet kullanımına etkisi ne olur? Cumhurbaşkanı Gül’ün öne sürdüğü gibi kapatma kararı kanuna aykırı mı? Kafamızı karıştıran pek çok soruyu bilişim hukuku uzmanları Avukat Mehmet Ali Köksal ve Avukat Burçak Ünsal’a sordum. Bilişim Hukuku uzmanı Av. Mehmet Ali KÖKSAL: “VPN’LER DE ENGELLENİRSE, BAŞTA BANKACILIK OLMAK ÜZERE CİDDİ SORUNLAR ÇIKAR” Twitter’a DNS üzerinden erişim engellendi. VPN’in de engellenebileceği konuşuluyor. Sonuçları ne olur? DNS ya da VPN sadece Twitter’a girmek için kullanılmıyor. Bugüne kadar pek çok firma teknik nedenlerle farklı DNS’leri ayarlamışlardı. Şimdi sistemlerini yeniden düzenlemek zorunda kalacaklar. Ne derece etkilendiğini bugün daha net göreceğiz. Bu yetmezmiş gibi bir de VPN ile ilgili engellemeler başlarsa durum daha vahim olur. VPN’leri engellemek teknik olarak mümkün mü? Elbette mümkün. En yaygın kullanılan VPN’lerin IP numaralarının Türkiye’den çıkışını engellerseniz o VPN’lere erişim mümkün olmaz. IP üzerinden ya da başka bir yolla VPN üzerinden erişim engellenirse başta banka ve finans sistemleri olmak üzere birçok kurumsal network’te çok ciddi sorunlar yaşanır. O VPN sistemlerini ticari olarak satın alıp kullanan firmalar da erişemez. Bankalar kurdukları sisteme kısmen ya da tamamen etkilenebilir. Bazı bankaların yurt dışı şubeleri de var. İş çok karmaşık hale gelebilir. Çalışanlar iş maillerine ya da kurumsal sistemlere erişimde sorun yaşayabilir. DNS’i nasıl engellediler? Hukuki dayanağı var mıydı? DNS’in engellenmesine gerekçe olarak Binali Yıldırım’ın Başvurusu üzerine Anadolu 5. Sulh Ceza Mahkemesi’nin verdiği karar gösteriliyor. O kararda ne Twitter.com’un engellenmesi var ne de Twitter’a girilecek yolların tümden yasaklanması yönünde yorumlanacak bir ibare var. O URL’yi engellemek için tüm Twitter’ı kapattılar. URL bazında engellemenin teknik altyapı hazır olmadığı için mi hepten kapattılar? O zaman var olan yasayı neden değiştirdiler? Gerekli yatırımların yapılmadığını söylemiştik… İnsanlar zaten alternatif yollardan giriyor. Böyle bir saçmalık olmaz. Bu tam anlamıyla haberleşme özgürlüğünün ihlalidir. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül Twitter’ın kapatılması kanunen mümkün değil dedi. Ne demek istedi? Yasayı zaten site kapatmalara karşı değiştirdiklerini söylediler. Ama yasada “gerekli görüldüğü hallerde alternatif erişim yollarını engelleyici tedbirlerin alınacağı” yazılı değil mi? Kim gerek görüyor? Bunun için ayrıca mahkeme kararı olması gerekir, TİB Başkanı’nın böyle bir yetkisi yok. Mahkeme kararını uygulamada tereddüde düşülen yerlerde hâkimden izahat istenir. ‘SES KAYDI YAYINLAYAN HESAPLAR KAPATILABİLİR’ Türk hükümeti talep ettiği halde Twitter IP’lerin kime ait olduğunu bildirmek zorunda mı?  Neden bildirsin? Türkiye’nin ilgili suçlarda istediği bilgileri alamamasının temel nedeni Uluslararası Siber Suç Sözleşmesi’ni imzalamasına rağmen gerekli uyum yasasını çıkarmamış olması. Başka ülkeler TC vatandaşlarını ilgilendiren bir bilgi istese Türkiye kendi iç hukukuna ve uluslar arası sözleşmelere bakar. Twitter da ABD yasalarına ve Uluslararası anlaşmalara bakıyor ama Türkiye’de gerekli uyum yasası yok. Kişisel verilerin korunmasına ilişkin düzenleme yapılmadıkça sorun çözülmez. Twitter dize geldi, talep edilen hesapları kapatmaya başladı” haberlerine neden itiraz ettiniz? Rastlantı eseri Twitter kapatılmadan bir gün önce marka ihlali nedeniyle 10’a yakın Twitter hesabını şikâyet ettik, bir gün içinde kapattılar. Son iki yılda 30’a yakın hesabı kapattırdık. Yani Twitter’ın gelen talepleri kabul etmemesi söz […]

    Daha fazla